10 Mayıs 2016

Lütfi Bergen: "Müslümanlar evlerini kaybettiği gibi komşularını da kaybetti."

Bursa'da Osmanlı Annesi ve Çocukları, 19. yüzyıl
Geleneksel ev inşası sırasında evin temelleri kazıldığında temele un, yağ, tuz atarlar ve ev bittiğinde eşiğinde koyun kurban ederler.

Evi adeta kutsayan bu ritüel onu harem/mahrem kılar ve "kutsallaştırır."

Eve dair harem olma durumu o kadar üst seviyededir ki haram bakışa müsaade edilmez. Ev, İslam toplumunun kuruluşunun ideolojisidir.

Müslüman evi kutsal kapalı mekanlardan olan camiden hiç de daha az olmayan şekilde dokunulmazlığa sahiptir. Kutsal kapalı mekan=haremdir.

İslam içtimai-siyasi düzeni kale ya da iktidar üzerinde değil ev üzerinde kurulmuş yapı arzeder. İslam toplumu ev'in inşasıyla kurulur.

Hz. Peygamber (asv)'in Medine'de ahkamla muhataplığı (hatta tesettür ayeti dahi) Müslümanların evlerinin tesisi sonrasında ortaya çıkar.

Musa (as)'nın da İsrailoğullarını önce evler edinme emrini gerçekleştirerek Mısır'dan çıkarmayı başardığı hatırlanmalıdır.

Vahyin evler üzerindeki bu vurgusu, bugün küresel kapitalizmin evleri yıkarak konut inşa etmeyi dayatmasıyla birlikte anlamlanmaktadır.

Müslümanlar yüzlerce yıl evlerinin temellerini helal yiyecekleri (tuz-un-yağ) ile bereketlendirirken bugün haram (kredi) ile yapmaktadır.

Müslümanlar arasındaki bu sapma, ev'in harem varlığını yok etmiş ve onu meta-satışa sunulan mal kılmıştır. Oysa ev, aslında kıbledir.

Müslümanlar atalarından kendilerine miras kalan evin "kutsal-mahrem" olduğunu idrak edemeyecek şekilde inançlı bir ateizmi sürdürüyor.

Geçmiş ve geleneksel toplumda ev-harem'in sahibi olan sakin (meskende sukun bulan) ferdler bereket kaçmasın diye kapı eşiğine oturmazdı.

Evin kutsallığı nedeniyle bir eve misafir olmak büyük bir şerefe nail olmak, mahremiyete kabul edilecek kadar kurbiyet tesis etmektir.

İslam evi-hareminin bu fonksiyonu nedeniyle 40 ev'in birleşiminden mahalle oluşur ve 40 evlik mahalle birbirine borçlanır, kefilleşir.

Modern dönem Müslüman entelektüellerin mahalleyi geçmişe ait nostaljik alan saymasının nedeni kutsalı kaybetmektir, inançlı ateizmdir.

Hz. Peygamber (asv) 40 komşu kapının birbirine mirasçı olacak kadar kurbiyet içinde olduğunu beyan etti. Nahl 90, kurb'a yardımı emretti.

Müslümanlar evlerini kaybettiği gibi komşularını da kaybetti. Bu Müslüman topluma dayatılmış mimarinin saldırgan ideolojinden gelmiştir.

Müslümanlar tesettür ayetinin evlerini inşa etmiş bir topluma geldiğini göz ardı etti. Evlerini yıkmak için tesettürü öne çıkardı.

Başörtüsü mücadelesi evsizlik mücadelesi olarak zuhur etti. Müslüman toplumun evsizliği onun mahremiyetini yaralamaktadır.

İslamcılar da muhafazakârlar da evlerini faiz-kredi ile alıyor. Bu onlara musibet olarak yeter.

Lütfi Bergen
twitter.com/BergenLutfi

1 yorum:

  1. üstad yazıya eklediğin tablo osman hamdi beyin gebze tasviridir. arz olunur.

    YanıtlaSil

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.