06 Haziran 2016

İdealler, sabah vakti görülen sadık rüyalar gibidir


Dava ahlakına sahip kişiler yalan söylemekten nefret ederler ve iftira etmekten cehennem ateşinden korktukları kadar ürker ve çekinirler. Kendi batıl binası bir anda yıkılıp yerle bir olacak diye korkanlar, su gibi yalan söylüyorlar ve Allah'tan korkmadan, utanmadan herkesin tanıdığı kişiler hakkında iftiralar savuruyorlarsa, bu konuda en ufak bir vicdan sorumluluğuna ve ürpertisine sahip değillerse, bu insanları bir dava sahibi sananların vay haline! Yazıklar olsun o insanlara ki, davanın en basit şuur, idrak ve ahlakına sahip olmayan kaşarlanmış politikacıları önder sayıp arkasından giderler. O kişiler kitleleri felakete götüreceklerdir sonunda. Ama o zaman iş işten geçmiş olacaktır.

İdealler, sabah vakti görülen sadık rüyalar gibidir. Ona kana kana batmak ve kendini vermekle erer muradına insanoğlu.

Sanatçı sanatının sırrına, her yolu denemenin sonuna kadar gittiği vakit erer. Bilim adamı da bu çabada farksızdır sanatçıdan. Dava adamı, bir ülküyü gerçekleştirmek isteyen insan da, sanatçı gibi, bilim adamı gibi, hedefine varmak için ahlakını en yüce dereceye çıkarmak mecburiyetindedir. Bu mecburiyet ona davasını en aziz, nefsini en hor ve hakir gösterir. Nefsini adeta yok edercesine çiğneyen ahlakın adamıdır dava insanı. Veli, asılan bir soyguncuyu göstererek: "Bu adama gıpta ediyorum" demiş. "Neden?" diye sormuşlar. "Mesleğinin en son rütbesine erdiği için!" cevabını vermiş.

Sezai Karakoç, Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi II

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.