15 Haziran 2016

Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç: "Artık Anadolu erenlerinin konuşma vakti geldi."





Mana süratten kaçar. O zaman sürat, süratlendirme eylemlerinin insan psikolojisine olan menfi tesirleri gibi birçok konu devreye giriyor. Yavaşlatılmış şehirler ihtiyacı çıkıyor ortaya. Tasavvufun huzur, temkin, itminan, istikrar kavramları bize bu konuda yardımcı olamaz mı? Bizim aydınlarımız bu irtibatı kurabilecek vizyona sahip değiller. Zihinsel parçalanmışlık yaşadıkları için irtibat kurabilme kabiliyetlerini kaybettiler. Bilim adamıysa eğer geleneksel bakış açılarına total bir ret söz konusu. Bir tür bilimsel yobazlık içerisindeler. Maalesef öbür tarafta da başka bir yobazlık söz konusu... Diriliş dizisinde sıkça vurgulanan Kayı Boyu vurgusu da bir yeni kurgudur. Ben Kayı boyunun neşet ettiği söylenilen İran Türkmen'indeki "Yeke Gavuz" köyüne kadar gittim. Osmanlı evet Kayı boyundandır fakat o kadar Kayı'cı değildir. O kadar soy sopçu değildir. Osmanlı'nın derdi Îlâ-yi Kelimetullâh'tır. Yani Allah'ın adını en yükseğe çıkarmak ve onu her yere ulaştırmaktır.





Osmanlı liyakate bakan, elinin altında bulundurduğu bütün etnik yapılardan kabiliyetli insanları devşiren, devşirmesini bilen bir devlet. Ama "benim köylüm olsun, benim kabilemden olsun" yaklaşımı köylü bir yaklaşımdır. Bugünkü dindarlar maalesef Osmanlı medeniyeti seviyesinde olmadıkları için bu tür saiklerle hareket ediyorlar ve bana göre yanlış yapıyorlar. Sen hemşehrini veyahut cemaatini kayırırsan bir başkası da gelir onların işine son verir. Ve bu tıpkı köylülerin kan davası gibi sürer gider. Osmanlı ise bir şehirli medeniyettir... Hasılı bence artık Anadolu erenlerinin konuşma vakti geldi. Tabii ki her şeyden evvel biz onların ne dediğini biliyorsak... Fabrika ayarlarına dönüş lâzım. Çok fazla oynama yapıldı... Öze dönüş zamanı.

Mahmud Erol Kılıç

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.