08 Haziran 2016

Prof.Dr. Mahmud Erol Kılıç - Tasavvuf ve İnsan



Ayetlere devam ettiğimizde ortaya kutsî bir insan çıkıyor. Öyle bir insan ki bu; bu insan, emaneti yüklenebilecek bir insan. Allah'ın yeryüzünde halifesi olabilecek bir varlık.  Allah bunu kendine muhatap kılıyor. Bu varlık, Allah'ı itiraf eden, tanıyan, bilen, ona âşık olabilen bir varlık olması hasebiyle Hz. İnsan, Hz. İnsan'ı Allah, karşısına muhatap alıyor. Bu insan modern Müslümanlar tarafından aşırı siyasi, sosyolojik terminolojiler içerisinde boğulan İslam dini mensupları tarafından unutuldu, kaybedildi. İnsan kayboldu İslam literatüründe. İdeolojiler, siyasi terminolojiler ve sloganlar daha çok öne çıktı. Biz, kendimizi unuttuk. Hatta çok özür diliyorum gençler arasında bile İslam sosyolojisi veya sosyoloji ilmi o kadar öne çıktı ki... Karşı değilim, ben ilahiyat mezunu değilim sosyal bilimler bölümünden mezunum. Bol miktarda sosyoloji okumuş birisiyim. Onu okumuş olabilirim ama hiçbir zaman Merâtib el-İlm içerisinde yukarılara çıkartmam sosyolojiyi. Ferdiyetin asliyetini unutmam hiçbir zaman için. İnsan hiçbir zaman sürü değildir. Biz "Modern Müslümanlar" olarak insanlardaki bu asaleti unuttuk. Onu yeniden kazandırmadığımız sürece, yeniden ferdi inşa etmediğimiz sürece, biz insanı kurtaramayız.

Ne kadar büyük bir servetin olursa olsun, krallardan olabilirsin, büyük mal sahibi olabilirsin, büyük âlim olabilirsin ama sen içindeki o cevheri keşfetmediğin sürece tutsaksın. Yabancılaşmışsın. Bin türlü sıkıntı içerisindesin. Yeryüzünde insanın mutlu olacağı şey, huzurdur. Huzur, o içindeki Rabb'in emanetini bulma anıdır. Bir hâldir, bir makamdır. Onu bulmadığı sürece hiçbir pozisyonu o insanı mutlu edemeyecektir. Hepsi geçicidir. Ondan dolayı psikolojik vs. sıkıntıların hepsi insanın yerini bulamamasından kaynaklanıyor. Özellikle modern hayat; televizyonlarıyla, medyasıyla insanı kendine unutturan şeylerdir. İnsanı uzaklaştırıyor Rabb'inden. Araya ciltler, sözler koyarak. Çok zor değil, bir ufak itiraf, o yetiyor. O itiraf da "Bire iki demedim. Başka bir şey getirmedim sana ey Rabbim. Bire iki demedim. Yalnız sen, yalnız sen, yalnız sen. Senden başka varlık yok."

Mahmud Erol Kılıç

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.