01 Haziran 2016

Zamane müzisyeni


İnsan Allah'a iman etmekten, salih amel işlemekten, hakkı ve sabrı tavsiye etmekten uzaklaştığı her zaman hüsrandadır ve hem kendi iç âhengi, hem de meydana getirdiği toplumun âhengi bozuluyor demektir. Sanatçı veya müzisyen de bu “insan” tanımının kapsamında olduğuna göre onun için de farkeden bir şey yok demektir. Yani bir insan olarak müzisyen Allah'a iman ettiği, takva elbisesini giyindiği andan itibaren o iç âleminin âhengini de yeniden sağlamış oluyor. Çünkü bir müzisyen için Allah'a iman etmek demek, ilahi diapozon ile kendine yeniden bir akord çekmek demek. Allah'tan uzaklaştıkça ilahi akordu ve iç âleminin âhengi bozulan insan veya müzisyen, şeytanın akordsuzluğuna ve kaosuna kendini kaptırıp gidiyor.

Kendisine ahsen-i takvim ayarı ve akordu çekilmiş insan Allah'tan uzaklaşıp esfele safilîn'e indikçe, esfele safilîn'in kaosu içine düşüyor. Kısaca müzisyen, kendi iç alemindeki aheng (mikrokosmos) ile dış dünyanın kaosu arasında sarkaç misali sallanıp duruyor. Bu da zamane müzisyenini kişiliksizleştiriyor, oynak hale getiriyor.

Zamane müzisyeni karar perdesini kaybetmiş, bir türlü bulamıyor.

Yalçın Çetinkaya
(Yenişafak, 29.05.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.