01 Temmuz 2016

Halil İnalcık: "İnsaniyet son asırda istikametini kaybetmiştir."


100 yaşında bir tarihçi olarak Türkiye’nin bugün geldiği noktaya bakınca ne hissediyorsunuz?
- Sıkıntılı bir devir yaşıyoruz. Ama geçecektir. Tarihimizde bu dalgalanmalar hep olmuştur. Günlük siyasetle ilgili bir şey söylemek istemiyorum çünkü ben siyasetin üzerindeyim, bilimadayım. Kehanette bulunmaya girişmem. Yanlış yerlere çekilebilir. Ama bir sosyal tarihçi olarak durumu görüyorum. Reaksiyon halindeki gençliğin görüşlerini tespit ediyorum. Ama dediğim gibi; siyasete angaje olmak istemem.

Tarih bilmek bugünü ve geleceği doğru yorumlamakta bize yardım eder’ derler. Ama sanki biz geçmişten hiç ders almıyoruz, hep aynı şeyi yaşıyoruz…
- Türkiye şimdi bir dönüm noktasında. Sadece Türkiye de değil, bence insaniyet son asırda istikametini kaybetmiştir. Kendi rahatı için düşmanını nükleer silahlarla ezmek gibi yollara sapıyorlar. Bu yanlıştır. Ama bunlara bakıp da yılmamalı. Bu memlekete ve geleceğine güvenerek çok çalışmalı. Esas mesele fikir zenginliğidir. O yüzden ne olursa olsun fikir hürriyetini muhafaza etmek gerekiyor.

Yaşananlara bakıp “Bu ülkede yaşanmaz artık” diyen çokça genç var, bir yolunu bulup gitmek istiyorlar. Siz uzun yıllar yurtdışında yaşadınız. Ama sonra döndünüz. Onlara ne demek istersiniz?
- Pesimistlik korkaklıktır. Büyük milletiz biz. Türkiye büyüktür. 1500 yıllık bir tarihimiz var. Canımızla, başımızla bu büyüklüğü devam ettirmeliyiz. Bırakıp kaçmak ihanettir bence. Eğer noksanlar varsa gidermeye uğraşmalıyız. Bu devletin tarihine yakışır şekilde yaşamalı ve çok çalışmalıyız.

Her şeye rağmen?
- Her şeye rağmen!

Türkiye’de kıymetiniz biliniyor mu?
- Maalesef. Ben Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunun 1302, Bafeus Zaferi olduğunu söylüyorum. Bizans kayıtlarında ilk defa o zaman geçiyor Osmanlı. İlk defa o zaman Bizans ordusu denize dökülmüştür. Devletin kuruluşu budur. Ama hâlâ bütün tarihçiler “1299, Bilecik’in alınması”nı kabul ediyor. İyi ki ilkmektepte öyle öğrenmişler! Efendim, ondan önce onun gibi daha kaç kale fethedildi. O yüzden 1299 değil, 1302’dir. Kaç kez yazdım ama okumuyorlar. Tembellik tembellik…

Öğrenciniz İlber Ortaylı da “Cahil” der böyle kızınca...
- Akıllı gençler, çok ciddi alimler de var. Ama nedense yenilikler benimsenmiyor. Yeni olanı anlamaya çalışmak enerji istiyor, o enerjiyi vermek istemedikleri için evvelce ne yazılmışsa onu devam ettiriyorlar. Kendi tezlerimi pek az meslektaşın çalışmalarında görüyorum. Oysa dönüp baksalar bizim, 1950’lerde Barkan’la (Ömer Lütfi) birlikte toplumdaki değişikliklerin, ekonominin üstünde duran, yeni bir tarih getirmeye çalıştığımızı görecekler.

Şimdi neyle meşgulsünüz?
Bütün Osmanlı çalışmalarımı beş cilt halinde neşretmekteyim. Osmanlı tarihinin; yeni tarihçilik görüşüne göre ve arşiv vesikalarına dayanan son terkibini yaptım. Beşinci cildi de bitirdim, dizilmekte. Bu kitaplarla Hammer’i falan çöpe atmaya hakkımız var.

Hayatınızda bir gün olsun tembellik ettiniz mi? “Bugün yataktan çıkmayacağım” dediniz mi mesela hasta olmadığınız halde?
- Hayır. 72 kitabım var, çoğunu 80 yaşından sonra yazdım. Hâlâ hoca olarak faalim; yedi tane doktora öğrencim var. Geçen sene yeni yazdığım bazı makalelerim çıktı. Bir şeye âşık oldunuz mu her şeyi unutursunuz işte. Uykunuzu, sıhhatinizi… Ama hedefe varmak için ömür, onun için de iyi sıhhat lazım. Doktorlarımıza çok şey borçluyum. Ben 100 yaşına geldimse modern tababette yapılan büyük keşifler sayesinde geldim.

Halil İnalcık
(Radikal, 13.09.2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.