19 Temmuz 2016

Kirli-karanlık tahayyüller


Bugün hala, ne yazıktır ki, ne tuhaftır ki, yürürlükte olan, yürürlükte kalabilen “uygarlık misyonu” söylemlerinin, masallarının, hurafelerinin himayesi altında sürdürülen, ontolojik ayrımlar, ayrımcılıklar, korkunç eşitsizlikler, korkunç sınıflandırmalar, insanlığın ırkçı mülahazalara dayalı olarak tasnif edilmesi, ideolojik tarih, ideolojik coğrafya, ideolojik siyaset, ideolojik dünya görüşü tartışma-sorgulama konusu yapılamıyor.

İdeolojik ve ırkçı temeller üzerinde inşa edilen ontolojik meşruiyet, her dönemde, günümüzde de yaşandığı üzere, her tür sömürgecilik için, her alandaki sömürgecilik için uygun gerekçeler hazırlayabiliyor. Burada acilen kaydedilmesi gereken, tartışılması gereken hayati nokta konu şudur: Modern tarih boyunca ve bugün, her tür resmi ya da gayrıresmi sömürgeciliğe, tahakküme, dayatmaya, istiskale maruz bırakılan Müslümanlar, İslami düşünce, kültür-siyaset-ilahiyat hayatı, sözünü ettiğimiz ontolojik meşruiyeti, bu meşruiyet biçiminin dokunulmaz kıldığı kavram ve kurumları, ırkçı ve ideolojik anlamda yapılandırıldıkları için, sorgulama ve reddetme ihtiyacı duymamış, varoluşlarını, İslami dünya görüşüne ve hayat tarzına yabancılaşmak pahasına, yabancı varoluş tarzlarının himayesini seçerek sürdürme yolunu tercih etmişlerdir.

İslam dünyası toplumlarında, anlaşılması ve çözümlenmesi mümkün olmayan korkunç basiretsizlikler sebebiyle yaşanmakta olan siyasal-etnik-kültürel-mezhepçi bölünmeler, parçalanmalar, karşıtlıklar ve rekabetler devam ettiği sürece, sözünü ettiğimiz sorgulama ve reddetme, nihai bir hesaplaşma mealesef gerçekleştirilemeyecektir.

Manevi/içsel/bireysel/vicdani/mistik bir tercihe dönüştürülmüş din algısıyla, böyle bir hesaplaşmanın, sorgulmanın ve reddin gerçekleştirilmesi de ne yazık ki mümkün değildir. Toplumlarımız basiretli tercihler, nihai tercihler yapabilmiş olsalardı, toplumlarımız araf'ta yaşamanın tahrip edici pragmatizmini hissederek, bu konumun aşılması gerektiğine inanıyor olsalardı, her gün, bu kadar çok, bu kadar yoğun istiskale maruz kalmayacaktık.

Atasoy Müftüoğlu
(Yenişafak, 18.07.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.