22 Temmuz 2016

Türkan Alvan: "Saz ve Söz Meclisi’nde şair ve musıkişinas din adamlarını ve eserlerini tanıttık."


Bakınız, bugün İslam dünyasında düşünce geleneğinin ve estetik algının parçalanması yüzünden bir sürü garabet yaşıyoruz. Vahhabî kafasıyla sevgisiz, Hz. Peygamber’i (s.) -hâşâ- sadece postacı konumuna indirgeyen ama kendi aklını ve nefsini kutsayan meal Müslümanı olmanın propagandasını yapanların sayısı İslam dünyası için ciddi bir tehdittir. Birileri de cehaletten mesela, İslam medeniyetinin mimarlarından Itrî’nin -bırakın diğer eserlerini- Tekbîr’i ile Salât-ı Ümmiyye’sini bile anlamaktan âciz fetvalar verebiliyor. Bunları gördükçe insan dehşete kapılıyor. Çünkü şiir ve musıkî medeniyetini zirvede yaşamış bir ecdâdımız varken ruhu ve gönlü kurutulmuş nesiller yetişiyor. Yani zirveden sonra zırvayı yaşıyoruz. Bugün biz Müslümanlar olarak, ecdâdının ilm-i hâl’ini; kuru ilmihal bilgisinden ayıramayacak derekeye düştük. Hâlâ, sanatın Latîf olan Allah’ın insana verdiği en büyük lütuf olduğunun farkında değiliz.

Evet, şiir ve musıkî, İslam fıkhı nazarında kendini kabul ettirme mücadelesinde asırlardır aynı kaderi paylaşmıştır. Şiire daha hoşgörülü yaklaşılmışsa da İslam fakihleriyle mutasavvıflar arasında mûsikînin haram olup olmadığına dair; günümüze dek uzanan fikir çatışması yaşanmaktadır. Ancak, Kurʿân-ı Kerîm’de şiir ve musıkîyi haram kılan ayet yoktur. Hadîs literatüründe ise musıkîye cevaz vermeyen hadîs-i şerîflerin çoğu, hadîs ilmi kriterleri açısından zayıf ve uydurma iken musıkîye cevaz veren hadîslerin ekserisi sahih ve güvenilir kabul edilir. Bu konuda İbni Hazm’ın ve İbni Kayserânî’nin müstakil eserleri yanında, geniş bilgi edinmek ve tereddütleri gidermek için özellikle Süleyman Uludağ’ın İslam Açısından Musıkî ve Semâ ve Pehlul Düzenli’nin İslam Kültür Tarihinde Musıkî adlı eserlerine müracaat edilebilir.

Osmanlı'da sadece şeyhülislamların değil; kazasker, müderris, vaiz, imam, müezzin, hâcegân vb. dinî ilimlere vâkıf nice zâtın şiir ve musıkîyle niçin meşgul olduğu üzerinde durup düşünmek gerekir. Saz ve Söz Meclisi’nde şair ve musıkişinas din adamlarını ve eserlerini tanıttık. İstanbul Müftüsü (Şeyhülislam) Zenbilli Ali Efendi, Şeyhülislam Mehmed Esad Efendi, Şeyhülislam Bahâyî, Şeyhülislam Dâmadzâde Feyzullah, Şeyhülislam Küçükçelebizâde Âsım, Şeyhülislam Pîrîzâde Mehmed Sâhib Molla, Bursa kadısı ve müderrisiyken Celvetî Pîri olan şair ve bestekâr Aziz Mahmud Hüdâî, müderris ve Halep, Bursa kadısı olan ve Mekke kadısı, İstanbul ve Anadolu ve Rumeli Kazaskeri payesi alan Kethüdazâde Ârif Efendi bunlardan sadece birkaçıdır. Onlara göre şiir ve musıkî, Allah’ın bize verdiği bir nimettir. Bu nimet kişinin niyetine göre hayır veya şer yönünde kullanılabilir. Yani, “Musıkî ve şiir âşığın aşkını artırır, bu yüzden ehline helaldir. Fâsığın ise fıskını artırır, onlara haramdır.” Bu kıymetli din âlimleri, her iki sanata da katkıda bulunurken İslam estetiğini yüceltmişlerdir.

Türkan Alvan
(Dünyabizim.com, 21.07.2016)

1 yorum:

  1. A. Nezih Galitekin29 Ekim 2016 12:36

    Mhterem Türkân Hanımefendi, eserinizi okuyorum. Ne zengin bir litaratür. Her biri gerçekten incelenmiş, değerlendirilmiş. Ne azim bir emek. Kaleminize kuvvet. İlk fırsatta diğer eserinizi de alıp okuyacağım inşaallah. Daha nice böyle güzel eserler vermenizi cân ü gönülden temenni ediyorum. Tüm efrâd-ı ailenizle sıhhat, afiyet ve mutluluk ile uzun ömürler diliyorum.

    YanıtlaSil

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.