31 Ağustos 2016

Devleti adalet kuracak


Evvelen, Türkmenler, Roma hukukunun hâkim olduğu bir toprak düzenine gelmişlerdir. Bu topraklarda varlıklarını koruyabilmek için daha güçlü bir hukuka ihtiyaçları vardı. Türkmenlerin Rum ahaliyle ilişkileri İslâm hukukuna göre sağlanmış olmalıdır. Bu da Anadolu'yu mayalayan zümrenin müftü-kadı sınıfının kontrolünde olduğunu gösterir. Müftü ve kadıların Roma vatandaşını dahi etkileyen bir adalet fıkhı ürettiği tartışmasızdır. Âşıkpaşaoğlu Tarihi'nde Orhan Gazi'nin tekfura iyilik-adaletle davrandığı anlatılır ve şöyle denir: “Onun için ki, yiğitlik gazaların en iyisidir dediler. Hem de bu yiğitliği görünce niceleri Müslüman oldu” (Derviş Ahmed Âşıkî, Âşıkpaşaoğlu Tarihi, Hazırlayan: Nihal Atsız, Ötüken Yayınları, 2011: 50)

Saniyen, Türkmenler Anadolu'ya obalar halinde geldiler. Bu obalarda “dâra durmak” yani mahkemeleşmek hem mutad-periyodik bir pratik ve hem de obanın sürekliliği için dinî bir vecibedir. Oba içinde de hukuka ihtiyaç vardır. Bu nedenle günümüz koşullarında Hanefî-Maturidi-Yesevi ekol, mevcut kent-metropol yapısıyla yeniden hayat bulamaz. Hanefî-Maturidi-Yesevi ekol, bir tımar ve ahilik nizâmı teorisidir. Yani ekonomi altyapıdır (Ekonomi: “hane yönetimi” demektir). Modernite karşısında apartman hücrelerinde yaşayarak hane/mahalle/şehir teolojisini kaybetmiş kitleler ekonomiye yani iktisadî adalet'e yabancılaşmışlardır. Bütün iddialarına rağmen Hanefî-Maturidi-Yesevi ekolden kopmuşlardır.

Salisen, Türkmenler, yanlarında geçimliklerini sağlayan koyun-keçiler, göç kervanını taşıyan develer-katırlar ile Bizans kentleri dışında yerleşmişlerdir. Bu, Roma düzeninin iktisadî yapısına eklemlenmenin reddedilmesi, yeni bir ekonomi sistemi kurulması anlamına gelmektedir. Türkmenlerin kırsal alanda değirmen inşa ettiği, tacir-seyyahlar için konaklama ve güvenlik ağı teşkil ettiği de unutulmamalıdır. Kısaca, Türkmenler Roma hukukunun ve ticaret sisteminin dışında kaldılar ve “Müslüman pazarı” kurdular.

Rabian, Osman Bey'in Karacahisar'ı fethettiğinde “Pazara yük getirip satan herkes iki akça versin. Satamayan bir şey vermesin. Kim bu kanunumu bozarsa Allah onun dinini de, dünyasını da bozsun. Kime bir tımar verirsem elinden sebepsiz yere almasınlar” (Derviş Ahmed Âşıkî, 2011: 31) buyurduğu hatırlanırsa Türkmenlerin Anadolu'daki varlıkları, şehir teolojisiyle hareket eden hukuk-nizâm-adalet hareketi olarak düşünülmelidir.

Devleti adalet kuracak.

Lütfi Bergen
(Yenisöz, 31.08.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.