08 Ağustos 2016

Dinî rehberlikten dünyevî iktidara


Osmanlı'da tekkelerin din-devlet ilişkisinde konumları denetlenmekte ve şeyhlerin “Şah” olma ihtimaline karşı durumları sürekli araştırılmaktaydı. Türkiye'de devletin cemaatleri tanımlamadığı, onları reylerini alacakları oy depoları olarak algıladığı ortadadır. Osmanlı devlet geleneğinde tekkelerin onlarca şubeye ve zengin vakıf gelirlerine kavuşmamasına, derviş sayılarının artmamasına özellikle dikkat edilmiş ve “şeyhlikten şahlığa”, “tekkeden sultanlığa”, “dinî rehberlikten dünyevî iktidara” dönüşecek cemaatleşmelerin önü kesilmek için azami gayret gösterilmiştir. Osmanlı'da cemaatleri tanımlamak ve onları kendi siyaset dışı alanlarında tutmak, siyaseti de siyasetin kendi kurum ve kuruluşlarıyla yürütülmesini sağlamak devletin görevi sayılmıştır.

Türkiye, Cumhuriyet tarihinde ilk kez ortaya çıkan fakat Osmanlı tarihinde onlarca kez tecrübe edilen “din-tekke-siyasal iktidar yapılanması” karşısında önemli bir badire atlatmıştır. Diğer taraftan konu, sadece iç dinamiklerle açıklanamayacaktır. Din-cemaat-siyasal” ilişkileri, devletin güç kazandığı bir meşruiyet alanı olduğu kadar zaaflarını da büyüten “kara delik”lere sebebiyet vermekte, yıkıcı etkiler oluşturmaktadır.

İslâm dünyasında 1979 senesinde tohumları atılan cihadist-devrimci-cuntacı cemaatik örgütlerin 2016 yılında ifşa olan yüzleri, küresel siyasetin, yıllara yayılan ve dinî toplulukları / cemaatleri / örgütleri / ideolojileri ulus-ötesi emperyalist çıkarlar için yönlendiren derin hesaplarla hareket ettiğini göstermektedir.

Lütfi Bergen
(Yenisöz, 08.08.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.