18 Ağustos 2016

Kemal Sayar: "Kült yapılanmalarına ancak soru soran bir zihinle karşı durabiliriz."

Çizim: Pawel Kuczynski
Kült lideri grup psikolojisinin etkilerini kullanarak kendisini mutlak anlamda doğru/hakikat olarak gösterir. Dış dünyada gidecek bir yeri kalmayan ve kendisini grup dışında sudan çıkmış balık gibi hisseden kült üyeleri için itaat, var olmanın yegane yöntemi haline gelir. Kişi var oluşunu sadece itaat etmeye bağladığında; sorgulama, gerçekliği sınama, empati kurma gibi becerilerin kullanımı azalır ve gruba uyum hayattaki en önemli düstur haline gelir. Bunun bir adım sonrasında verilecek katliam emirlerine uymak işten bile değildir. Kültün bir terör örgütüne dönüşümü de işte bu noktada olur. Terörist gruba katılanların gerçeklik algısı, belirli bir ölçüde zedelenmiştir ve kararlarını dış gerçeklikten ziyade psikolojileri, fantezileri, iç dünyaları etkiler. Terörist saldırı ve girişimler, terör grubunun bastırdığı var olma-yok olma kaygısını azaltmaya yarar. Zaten bozuk olduğunu düşündükleri ve canavarlaştırdıkları bir sistem yahut kitleye, saldırıların sorumluluğunun onlarda olduğunu bildirirler söylemlerinde. Böylece mutlak kötü olan düşmanla kendi varoluş amaçları ve onurları için, mutlak iyi olarak dövüşmek zorunda kaldıklarına giderek daha fazla inanırlar. Bu noktada gerçeklik algısı daha da zedelenir. Kendilerini kurtarıcı olarak ilan eder ve ötekini şeytanlaştırırlar. Kendilerini sadece önderlerinin dediğini yapan adanmış kişiler olarak görür ve sorumluluğu üzerlerine almazlar. Saldırı sonuçlarını küçümser, mağdurların bu saldırıyı hak ettiğini düşünürler.

Kültte öğretilen şeylerden birisi de kendini unutmaktır. ‘Sıfır ego’ bir hedef olarak tayin edilir. İnsanın dünyayı bütün olarak algılayabilmesi, çevreyle bağlantıda olabilmesi ve kendi niyetlerinin farkında olabilmesi için, kendi kendinin farkında olan kendi eylemleri üzerine düşünebilen bir varlık olması gerekir. Ancak kültün işine gelen şey, insanın kendini kaybetmesi ve kendi üzerine daha az denetime sahip olmasıdır. Böylece muhakeme yeteneği zayıflar, çevreyle ilişkisi kopmaya başlar, sorgulama ve farkındalık azalır. Borges, “Duvarlar, Kitaplar” adlı denemede Çin Seddi’ni yapan imparator Shih Huang Ti’nin kendi döneminden önce yazılmış tüm kitapların da yakılmasını emrettiğinden bahseder. Ayrıca yazıtlarında kendi dönemindeki her şeyin kendilerine layık adlar almasıyla da övünüyordu imparator. Geçmişi iptal ederek afazi yaratmak ve yeni kavramlarla bu afaziyi berkitmek güç sahibi kötücül narsistlerin ortak yöntemidir.

Bazen bir büyük şer bin hayra gebedir. Bu acı tecrübe bize sağlıklı bir ben idrakinin ne kadar önemli olduğunu, sual eden zihinlere ne büyük bir ihtiyaç duyduğumuzu öğretti. Kült yapılanmalarına ancak soru soran bir zihinle karşı durabiliriz. İrade Allah’ın bize verdiği bir emanettir ve devredilemez. Ruhun yükselmek için binlerce yolu vardır. Teslimiyet kula değil yalnızca Allah’adır.

Kemal Sayar
(Gerçek Hayat, 17.08.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.