18 Ağustos 2016

Semih Akşeker: "Kent; insan için değil, insana göre değil, insanca değil."


Kent daha en başta bir anomali (arıza) olarak doğdu.

Kölelik ve angarya gibi sömürü gıdaları ile büyüdü.

Haksızlık ve zulüm mayası ile yoğruldu.

Kent ve uygarlıkların gerçekte övünülecek bir tarafı yok.

Kentleri uygarlığın zirvesi olarak yüceltenler iktidar sahiplerinden başkası değil.

Her iktidar/kral kendi döneminin değişen şartlarına göre yeni kurumlar, yeni yapılar ihdas ederek kente eklemledi. Bazı krallar tapınakları kale içine taşıdı, bazıları ruhbanlar ile ortak hareket etti, bazıları kamusal binalar ve saraylar yaptırdı, bazıları da stadlar, arenalar, tiyatrolar inşa ettiler…
Kralların yaptığı her yenilik, her atılım, her kurum hem kentleri hem iktidarları tahkim etti…

Günümüzde kent ve iktidar ilişkisine gelince;

İktidarların kentlere ilgisi hiçbir zaman eksilmedi. Monarşilerde olduğu gibi demokrasilerde de yöneticilerin kentlere ilgisi devam etti. Bugün belki eskide olduğu gibi yeni baştan kentler kurulmuyor, kent kurucu krallar da yok ama kentlere çokça müdahale eden iktidarlar var…

Kapitalizm kentleri ve iktidarları güçlendirmek istiyor. Kentler bir yandan kırları ve kasabaları yutan dev canavarlara dönüşürken demokratik iktidarlar da eski krallardan daha güçlü hale geliyor. Bugünkü demokratik yönetimlerdeki güç ve yetkiler o eski haşmetli kralların hiçbirisinde yok.

Kapitalizmin küreyi tamamen ele geçirdiği günümüzde kentler artık sermaye tarafından dizaynedilmeye başlandı. Bugünkü kentleri sahnedeki yerel yönetici/başkanlar yönetmiyor elbette, zîra kentler yerel yöneticilere bırakılamayacak kadar önemli hale geldi. Kentler bugün siyasal iktidarlar ve sermaye sahipleri tarafından ortaklaşa yönetilmektedir.

İktidarlar, endüstrinin doyma noktasına gelmesiyle paraya yeni mecra arayan sermaye sahiplerine kentsel yatırımlar sunmaya başladı. Kentleşmenin yeni aktörleri yönetim kadar artık müteahhitler ve bankalar. Üçlü sacayaktan iktidarlar kentleri ulaşım ağı ile donatarak, yeni yatırımlara hazır hale getirerek, kentsel dönüşüm yasaları çıkararak, müteahhitler sermaye koyarak, bankalar kredi/finansman sağlayarak kentleşmeye ve kapitalizme ortaklaşa hizmet ediyorlar. Halk ise bir kümes/daire uğruna 15-20 yıl borçlandırılıyor. “Bittiğinde dairen şu kadar değerlenecek” denilerek halkın ağzına bir parmak bal sürmek de ihmal edilmiyor elbette.

Tarihin gördüğü bu en büyük işbirliği sayesinde kentler büyüyor, iktidarlar büyüyor, kapitalizm büyüyor…

Kent; insan için değil, insana göre değil, insanca değil.

Kent; iktidar için ve iktidara göredir.

Tercih bizim / sizin.

Ya kentte kalıp (daha da) insanlıktan çıkacağız, ya insanlık için yeniden şehre (medine) döneceğiz.

Semih Akşeker
(Yenisöz, 18.08.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.