21 Eylül 2016

Ahîlik: Lâ fetâ illâ Alî!

Arabalar arasında sıkışan hamal, Tahtakale, 1966 (Ara Güler)
Ehl-i beyt” ile “sünnet” arasında kopmaz bir ilişki bulunmaktadır.

Bunun “şehir teolojisi” olduğu, Hz. Musa (as) ve Hz. Harun'un Mısır'da inşa ettiği evlerin oluşturduğu “şehir=medînetî=medine”den de anlaşılmaktadır.

Nitekim “Ahîler (Hz. Musa ve Hz. Harun)” Mısır'da evler inşa edip İsrailoğullarına “fütüvveti” ve “musahîpliği” anlatırken kavimlerinden bazıları “Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık” derler. Bunun üzerine “Derken şehirden (medînetî-medine) bir adam (raculun) koşarak geldi; dedi ki: Ey kavmim! (Bu) elçilere uyun! dedi” (36 Yâsîn 20). Ayette koşarak gelen adamın “racul” terimi ile tanımlanması da üzerinde durmaya değer bir konudur, fütüvveti işaret etmektedir.

Fütüvvet-ahîlik”, Hz. Ali (ra) tarafından toplumu irşad etmek maksadıyla anlatılıyordu. Seyyid Hüseyin el-Gaybî'nin Muhtasar Fütüvvetnâmesi'nde bu tespitimiz şöyle anlatılıyor: “Ve İmâm Ali keremellâhü vechehû, Resûl Hazreti'nün mekârim-i ahlâkını fütüvvet tarîkınde irşâd iderdi ve hem ehl-i kesble bu yoldan sohbet iderdi. Ve hem sohbetlerde nesâyih ve letâyif ki İmâm Ali söylerdi; anı eshâb ve Hasan, Hüseyin radıyallâhu anhüma yazarlardı” (Mehmet Şeker, Türk-İslâm Medeniyetinde Ahîlik ve Fütüvvetnâmelerin Yeri: Seyyid Hüseyin el-Gaybî'nin Muhtasar Fütüvvetnâmesi, Ötüken Yayınları, 2011: 210).

Ehl-i Beytin imamları vasıtasıyla Horasan'a taşınan ve Türkmenlerce kabul edilen bu “marifet”, Şiîliğin ideolojik aygıtı değildir.

Şiîliğin şeyhlik-şahlık iddialarının malzemesi yapmak istediği bu marifeti, Osmanlı geç-toplumunda tarikata çevirenler ahîliği de “esnaf loncası”na dönüştürmek istediler.

Fütüvvet-Ahîlik, ne Şia'ya ne de esnaf loncalarına bırakılamayacak bir marifettir, musahîpleşmedir.

Mehmet Şeker, “ahîliğe katılma” bahsinde bu esası şöyle anlatır: “Bir kişinin ahîliğe, yani fütüvvet ehli arasına katılabilmesi için onu diğer fütüvvet ehline takdim edenlerce tanınmış olmasının yanında, yol atası ile iki de yol kardeşinin kendisini tezkiye etmesi önemlidir. Bu nedenle fütüvvet adayı olan kişi, önce bütün insanlarla helalleştirilir, karşılıklı rızalar alınırdı (…) Fütüvvet ehli ahîlerin (…) sohbet meclislerinde iki önemli nokta üzerinde durulmaktadır: İlki, ahî topluluğuna dâhil olanların birbirleri ile kardeş olmaları; ikincisi de gerek ahîlerin gerekse içinde yaşadıkları toplumun diğer fertlerinin birbirleri ile dost kabul edilmeleridir. Nitekim fütüvvetnâmenin şu ifadesi dikkat çekicidir: Şerîatten murâd, İslâm içinde cemaatle müttefik olmaktır” (Mehmet Şeker, 2011: 190).

Fütüvvetnâmelerin kaynağı Ehl-i Beyt'tir.

Bunu tekke-tarikat olmaktan çıkarıp “marifet” belleyen bir topluluk için medet ya Allah!

Gökten hareket, yerden bereket ola. Hü.

Lütfi Bergen
(Yenisöz, 21.09.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.