30 Eylül 2016

Bugün aykırı bir görüş ileri sürerseniz hemen düşman, vatan haini oluyorsunuz


Sizce 15 Temmuz darbe girişiminin amacı neydi? 
Bu konuda kesin bir şey söylemek için çok erken. Ortada cevapsız kalan bir çok soru var. Ama şu muhakkak, bu darbenin başarı sağlamaması Türkiye için bir nimettir, her bakımdan Türkiye için çok çok olumludur. Bundan sonrası ise meçhuldür. Türkiye’nin mücadelesi, unutmayınız, gerçek bir demokrasiye ulaşmak mücadelesidir. Ve gerek AK Parti olsun gerek Sayın Erdoğan olsun bu mücadeleden istifade ederek, bunu destekleyerek ve demokrasi isteyen bir halkın desteğine sahip olarak bugüne gelmiştir. Bu demokrasiyi koruyabilir, genişletebilirse, AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan çok olumlu şekilde tarihe geçecektir. Tekrar edeyim. Demokrasiden istifade ederek bu duruma gelindiği aşikardır. Gerçek demokrasiyi güçlendirirlerse, tarihe olumlu şekilde geçeceklerdir. Ama “Ben şunu yapacağım, daha iyi yapacağım” falan diyerek yapılanı yok etmek, hem Türkiye aleyhine hem de kendilerinin aleyhine olacaktır. Siyasi iktidar desteği çok çok kaypaktır. Bugün seni yüzde 100 ile destekleyen yarın sana karşı dönebilir.

İlk kez bu darbenin sonu farklı oldu. Halk darbeye karşı durdu. 15 Temmuz’u darbeler tarihinde nasıl bir yere koyuyorsunuz?
 İlk defa halk - bunu kim teşvik etmişse, ayrı mesele - sokağa çıkıp karşı geldi. İstemiyoruz, dedi. İster Gülenci olsun, ister ordu olsun, ister bilmemne olsun, “Biz darbeyle işbaşına gelmiş bir hükümeti istemiyoruz” dedi. Bunu üzerine basa basa söyledi, sokaklarda can verdi. Fakat aynı halk iktidarı başka şekilde ele geçirip kullanmak isteyenlere karşı da zamanı geldiğinde direnecektir. Bunu Türkiye idarecilerinin çok iyi bilmeleri gerekir. Büyük laf edilir ama lafla devlet yürütülmez. 1980’lerin başlarında anayasayı yüzde 90 – 93 oyla kabul eden ve Kenan Evren Paşa’yı yine yüzde 90 – 93 ile seçen halk, 20 sene sonra onun yaptıklarını birer birer muhakeme etti ve onu mahkemeye getirdi. Yani bu büyük yüzdelere bakmamak lazım.

Türkiye’de demokraside sizce hangi aşamada? Emekleme, ergenlik? Bence ergenliğe girdi. 40-50 sene emekledi ama demokrasinin ne olduğunu, faydalarını fark etmeye başladı. Ama herkes demokrasiyi kendi görüşüne, kendi çıkarına göre yorumladı. Burada en ileri gelen kimseler de var, “Demokrasi, bir vasıtadır, bir yere kadar kabul edersin sonra terk edersin” gibi görüşler de vardı. Bunun böyle olmadığı yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bunu halk anlamaya başladı. Ama Türkiye’de eksik olan şu; demokrasi çok yönlü hoşgörüye, karşılıklı hürmete, serbest ifadeye, kültüre dayana siyasi rejimdir. Bu kültür yerleşmemiştir. Türkiye’de birçok yazar var, bir çoğunu okuyorum. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Birisi demokrasi adına aşırı milliyetçiliği, diğeri demokrasi adına aşırı dinciliği, başka bir kişi otokrasiyi savunuyor. Bunlar demokratik görüşler değil, serbest ifade demokraside olur. Ama bugün siz aykırı bir görüş ileri sürerseniz, hemen düşman oluyorsunuz, vatan haini oluyorsunuz. Demokrasi kültürü insanın içinde olmalıdır. Demokrasi kültürünü küçük yaşta okullarda geliştirebiliriz.

Peki bu kültürü kim yerleştirecek? Sorumluluk, entelektüel kitleye aittir. Bugün Türkiye’ye hakim olan yeni orta sınıf, demokrasi sayesinde zenginleşmiş, malını mülkünü korumuş ve demokrasi sayesinde gelişmeye devam edebilir, ayakta kalabilir. Onun da aydın bir gurubu var. Esasen Türkiye’de olup bitenlere daha geniş sosyal tarih açısından baktığımız zaman bunların büyük sınıfsal bir değişimin ifadesi olduğunu söyleyebiliriz. Daha Sultan Abdulhamid zamanında güçlenmeye başlayan bir Müslüman taşra orta sınıf, bugün siyasi iktidara sahip olmuştur. Birkaç kolu olan bu yerli orta sınıfın kendine has kültürel değerleri olduğu kadar modernist yanları da vardır. Onun karşısında eskiden siyasi ve ekonomik gücü elinde tutmuş olan veya hakim rejimin eğitimini almış çeşitli kitleler var. Türkiye’nin geçmişte geçirdiği siyasi bunalımların kökenlerini bu büyük sosyal kültürel değişimde bulmak mümkündür. Altmışbeş yıl Türkiye’nin siyasetini içeriden ve dışarıdan her yönü ile bitaraf incelemeye gayret etmiş bir kimse olarak ben Türkiye’nin demokrasi geleceğine olumlu bakıyorum.

Prof. Dr. Kemal Karpat
(Aljazeera, 29.09.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.