28 Eylül 2016

Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar


DAEŞ geçtiğimiz günlerde çarşafın içinde pantolon giydiği gerekçesiyle genç bir kadını yere yatırmış, onlarca erkeğin, çocuğun ve kadının gözleri önünde “kahraman” bir erkek onu kıyasıya kırbaçlıyor. Daha görmediğimiz neler olup bittiği de büyük ölçüde herkesin malumu.

Fransa’da son on yıldır İslam’a yönelik bütün eleştirilerde ilk hedef alınan kitle kadınlar. Başörtülü kadınlara kamu kuruluşlarında çalışma yasağı yetmedi, plajlarda ‘burkini’ adı verilen kapalı mayolarla bırakın yüzmeyi sahilde oturup bir hava almaları bile yasaklandı. Siyasetçiler için ekonomik krize bir çözüm üretmekten çok daha kolay ve popülist bir söylem çünkü kadınlara saldırmak.

Almanya’nın Münih kentinde Müslüman bir anne kıza saldıran, tokatlayan nefret suçu işleyen adama nasıl bir müeyyide uygulandı acaba? Peki, ya New York’ta başörtülü bir kadını elbisesinin bir ucundan çakmakla tutuşturup kalabalığın ortasında sakince yakmaya çalışan adam nerede şimdi? Sol kolunda aniden bir yanma hisseden kadının mucizevi kurtuluşu suçu ortadan kaldırdı mı?

Her gün birkaçına rastladığımız boşandığı karısını doğrayan, infaz eden adam haberlerine sıra gelmedi bile. Daha birkaç gün önce Mardin’in Sulak Mahallesi’nde bıçakla doğranan, sonra yakılan 21 yaşındaki Ayşe’ye de.

Birine yapılan herkese yapılmış sayılmadıkça ilerleme olmayacak. En çok can yakan da bu meselelere kısmen de olsa, sadece kadın yazarların eğilmesi. Erkeklerin kalemleri neden kahreden bir sessizlikle susup kalıyor acaba?

Yıldız Ramazanoğlu
(Karar, 28.09.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.