17 Eylül 2016

Medeniyetin yeniden doğacağı tek coğrafya Anadolu'dur


Anadoluculuk fikrinde Nurettin Topçu (ö. 1975) sonrasında mütefekkir çıkmamış, bu fikrin müntesipleri oluşmamış; fikir, kendisini yenileyecek bir epistemik cemaatle örülememiştir. Fakat Anadoluculuk ölmemiştir, harekettedir.

Hz. Pir'in köçeğiyiz.

Anadoluculuk, “Osmanlı'nın işgal edildiği yıllarda elde kalan son toprak parçasını korumaya çalışan savunmacı / korumacı bir refleks” diye tanımlanıyor; kat'a böyle değildir.

1453 sonrası Osmanlı, “kan bağı” yerine “intisap bağı”nı merkeze alan “umran” fikrini “devlet tavrı” haline getirince; Anadolu, iktisadi içtimaî düzenini inşa eden eren/gazi/ahi/bacıları sistemden uzaklaştırmıştır. Şeyhülislam Ebussuud, ahiliğin “kardeşlik” ahlâkının, fütüvvet irfanının, geçim iktisadının teolojik temellerini kırarak para vakıflarının önünü açmıştır. Osmanlı, tımarı terk edip; paralı asker beslemiştir.

Anadolu'yu inşa eden “geçimlik iktisad”ın, “adalet şehri”nin inşa edicisi eren/gazi/ahi/bacı/fakı, Osmanlı siyaseti karşısında dışlanmıştır. Osmanlı'nın kendisine devlet bahşeden fütüvvet erlerini dışlaması, Safevi'nin ise bu erleri Şiîleştiren tagayyur siyaseti adalet-şehir teolojisi ile hareket eden Fütüvvet aşığı halkı paramparça etmiştir. Ehl-i Beyt'in evlatları hâlâ Türkmenler içindedir, Anadolu'da yaşamaktadır.

Medeniyetin yeniden doğacağı tek coğrafya Anadolu'dur.

“Kul padişahsız olmaz padişah kulsuz değil
Padişahı kim bileydi kul etmese yort savul”
(Yunus Emre).

Lütfi Bergen
(Yenisöz, 16.09.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.