06 Eylül 2016

Yazmaya cesaret edemiyorlar


Yazmak bir sorumluluktur. Kalemin sorumluluğu… Yazılacak olanı yazmamak kim bilir hiç bilmediğin hiç bir zaman da bilemeyeceğin meçhul okuyucuya karşı bir sorumluluk.

Kendini yazmak sorumluluğunda hisseden kalem bazen belki de çok özel anlar için yazmamakla sınanır. Yazmanın bedeli yazamayacaklarını bilerek yazmayı başarmasıdır.

Hayatın akışının durduğu, insanın gölgesinin kaybolduğu, zamanın başka bir boyuta evrildiğini hissetmeye başladığında kaleme susmak düşer, kalem yazsa da aslında susuyordur. İnsanlar, renkler, sürekli dönüp duran hareketliliğin uğultusu, yüzlerce diller hepsini yazabilirsiniz.

Zaafları, seçimlilikleri, farklı davranış modelleri üzerine kültür çözümlemesi yapabilirsiniz. Kıyafetlerine, yüzlerindeki ifadelere hatta traş şekillerine bakarak sosyolojik çözümleme adına kurumsal çıkarımlar bile yapabilirsiniz.

Milyonların akın akın toplandığı bu alana bakarak İslam dünyasının tüm çelişkilerine neşter vuracak keskin tespitler yapılabilir. Siyasal parçalanmışlık, ekonomik çelişkiler, fakirlik, cehalet, emperyalizmin dünya Müslümanlarına dayattığı uygulamalar…

Müslüman ülkeler arasındaki dehşetli uçurum, tüm dünyalıklardan, dünyevi çelişkilerden arınmayı sembolize eden bez (ihram) içinde bile dünyevi güç ve iktidar çelişkilerinin tezahürü…

Bunca olumsuzluğa rağmen herkesin mutlak yaratıcısının karşısında acziyetini hissettiği, eşitlendiği muhteşem birliktelik…

Suyu arayan Hacer'in, Allah adına bina inşa eden İbrahim'in makamında tüm bunların bir yansımasını, gözlemlerinin karşılığını bulacaktır kalem elbette.

Sen de bir taş at diyen buyruğa uyarak içimizdeki ve dışımızdaki şeytanları taşlamaya gelen milyonların taşlayamadıklarını yazabilir mi kalem?

Kabe'ye saatler boyu bakan bir çift gözün neye baktığını etrafında olup bitenlerin sosyal, siyasal nedenlerine odaklanan hangi kalem yazabilir?

Siyasal çözümlemeler yaparken kültürel renkliliğin coşkusuna kapılırken gerçekte gördüğünü mü yazmış oluyor kalem?

Yazmanın bedeli de bu olsa gerek. Sadece siyasal şartlar, kısıtlamalar nedeniyle yazması gereken yazmaması değil ödenen bedel. Dışsal şartları maddi bir bedeli göze alarak yazabilir kalem.

Ya okuduğu Kur'an karşısında titreyen bir kalbin, tavaf ederken yaşaran gözlerin gördüklerini hangi kalem yazmaya cesaret edebilir?

Belki de bu nedenle çok az yazabilen var. Dede Efendi son bestesini Hac'da Kabe'yi seyrederken ilahi aşkla yapıp ruhunu teslim etti.

Belki içindeki ilahi aşkı dışa vurmayı böyle göze alabildi. Milyonlarca insanın gelip başka bir iklimi yaşadığı için yazmaya cesaret edemiyorlar.

Akif Emre
(Yenişafak, 06.09.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.