TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

21 Ekim 2016 Cuma

Bir gecede biz Türkler on bir asır öncesinin şartlarına, yani 1071 öncesine döndük


Türkiye’de cumhuriyetin ilân edildiği zaman zarfında takriben 11 milyon insan yaşıyordu. Yaşıyordu yerine hayatta kalmıştı desek daha doğru olur. Bunların 7,5 milyonunu “göçmen” diye adlandırılabilmemiz mümkündü. Hepsi bizim yurdumuza yani Türk toprağı olduğundan şüphe duyulmayan bu alana Cumhuriyet’le nihayetlenen asrın çeşitli tarihlerinde Balkan topraklarından, Kafkasya’dan, Müslüman nüfusa sahip Asya ve Afrika ülkelerinden çok farklı sebeplerle gelmişlerdi. Hiçbirinin Türk topraklarındaki mazisi yüz yılı aşmıyordu. Bunlardan geriye kalan 3,5 milyon nüfusun bileşenleri kimlerdi? Geride kalanların çoğunluğunu canını ve/veya mülkünü sağlama almak için Müslüman görünmek zorunda kalmış yerleşik gayri-Müslimler (Yahudiler, Ermeniler, Grekler, Süryaniler ve kimbilir daha neler) teşkil ediyordu. Hâsılı, her nedense meşrutî monarşiyle değil de cumhuriyetle idarede karar kılınan günlerde Türk bayrağını kimin melanetine kılıf yaptığını, kimin bayrağımızı, sancağımızı kendi kefeni bilip başının üzerinde tuttuğunu ayırt etmek her baba yiğidin harcı değildi. Yüzüncü yılına yaklaşan Türkiye Cumhuriyeti tarihi bir milletin yükselişini resmetmez. Bu tarih yüksek Türk milletinin günden güne pürüzleriyle başının derde girişinin tarihidir.

Türkiye 12 Eylül 1980 sabahından itibaren bir yolda, American way of life yolunda her gün biraz daha uygun adım ileri gitmekte, kaz adımlarıyla hızı artırılarak ilerletilmekte idi. Büküme 15 Temmuz 2016 gecesi varıldı ve bir gecede biz Türkler on bir asır öncesinin şartlarına, yani 1071 öncesine döndük. Bu harikulâde, akıllara seza ricat, bir başka deyişle irtica olayının özüne dair bilgi yakınlarda hükümetin bir mensubundan, benim üçüncü şiir kitabımın kapağını yapan, kendisinden gazete yazarlığımın ilk günlerinde “tribünlere oynamak” deyimini öğrendiğim, Encounter karii, “Öteki Türkiye” sözünün mübdii, Karay köylü mensubundan elde edildi. Bu muhterem zat “Bizim kültürümüzde slogan olarak tekbir yoktur” beyanında bulunarak Faruk Sükan’dan günümüze değin Türkiye’de teşkil edilmiş hükümetlerden her hangi birine mensup kimsenin ağzından çıkabilecek en doğru sözü söylemiş oldu.

İsmet Özel
(İstiklâl Marşı Derneği, 12 Ekim 2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder