12 Ekim 2016

Bu vücûd iklîmine bin cân gelir, bir cân gider


Bu vücûd iklîmine bin cân gelir, bir cân gider.
Gâhî cânân cân olur, gâh cân bî-cânân gider.

Emr-i nefse râm olup, dâim mücâhid olmayan,
Hâib ü hâsir kalır, nâdân gelir nâdân gider.

Her hevâ mahvolmadan etmez tecellî “fakr-ı küll”,
Giymeyen takvâ donun, şâh olsa da hırmân gider.

Bilmeyen asl-ı vücûdu, bulmayan Mevlâ’sını,
Sûretâ insân gelir de, sîretâ hayvân gider.

Cümle eşyâyı bi-zâtillâhi kâim görmeyen,
Görmez ol râhat yüzü, nâlân gelir nâlân gider.


“Men ‘aref” sırrın duyup, Mevlâ’sına vârın veren,
Hâdim-i insân olan; insân gelir, insân gider.

Varlığındır mâni’-i tevfık olan etme cedel,
Bu misâfir-hânede handân olan giryân gider.

Nûr-ı tevhîdi karartır şehvet ü hırs u gadab,
Hubb-i dünyâya dalan, üryân gelir üryân gider.

Dergah-ı pîr-i cenâb-ı Hazret-i Belhî’ye kim,
Sıdk ile dil bağlasa; ol kul gelir, sultân gider.

Nefs ile kâim olup, kim secde etmez âdeme,
Ey Kemâlî bil onu, şeytân gelir şeytân gider!

Osman Kemalî Efendi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.