21 Kasım 2016 Pazartesi

Bizim Birlik'e ihtiyacımız var


Yıllardır Diyanet'e, İlahiyat Fakülteleri'ne hakim olmuş olan neo-selefi, modernist, ulusalcı “cemaat”in (?) hala denetimi sürüyor mu?.. Sakın bu “cemaat” de “Havadaki kuşa bak!” derken vatandaşın cebinden cüzdanını yürüten hırsız misali son sahte “Hocaefendi”nin yaptıklarını bahane ederek kendi yerlerini daha da muhkemleştirmiş olmasınlar. Fırsat bu fırsattır diye tasavvuf mesleğine saldırıların hususen bu olaydan sonra artması hiç gözden kaçmıyor. Siyasi olarak hiçbir zaman AK Parti hükümetlerini desteklemediklerini iyi bildiğimiz bu “cemaat”in maalesef hükümetin din vizyonunu belirlemede hâlâ etkili olmaya devam etmesi de bir yaman çelişki.

...

Yaklaşık bir ay sonra Hazret-i Mevlana'nın vefatının sene-yi devriyesi (Şeb-i Arus) geliyor. O haftaya denk gelen bir Cuma hutbesinde cemaate bu büyük İslam âlimini tanıtsak, ondan beyitler okusak ne kadar isabetli olur. Sabırla her sene beklemeye devam ettiğimiz gibi bu sene de bekleyeceğiz. Geleneğimizin kurucu babalarıyla torunlarının barıştıklarını gördüğümüz o muştulu gün geldiğinde belki de neşemizden sema' edeceğiz.

Ümitsizlik diyarına gitme, ümit burada.
Karanlıklar diyarına gitme, güneş burada.
Gönül seni gönül ehlinin diyarına
Ten seni su ve çamur hapsine çeker
O zaman gönüldaştan gönül gıdası al da
Gönlün gıdalansın!!! (Mesnevi, I/722-726).

Gitme Vahhabi-selefilerin yoluna ortaya çıkarabildikleri en son ürün kafa kol kesen bir zalim Müslüman tipidir. Bu zihniyeti sana ne kadar allasalar da pullasalar da bundan başkası bu yapıdan çıkamaz zira zihniyet müsait değil. Sen de gitme o Şirazî'lerin yoluna ki ona buna küfür etmekten başka bir varlıkları yoktur. Onlar da ilk grup gibi ortaya bir medeniyet vizyonu koyamazlar. Bırak onlar birbirlerini besleyip dursunlar. Gel sen ecdadının yoluna, ariflerin, erenlerin yoluna. Korkma onlar da fıkıh bilirler, onlar da Arapça bilirler, onlar da şeriat nedir bilirler. Mollalıksa esas olan Molla Hüdavendigar'dır bizim Mollamız, Molla Fenari'dir bizim Mollamız. Basit anlatımdan anlıyorsan eğer sana o zaman basit bir soru. İbn Arabi, Mevlânâ, Hafız, Sadi, Davud Kayseri, Molla Fenari, İbn Kemal, Taşköprülüzade, Katip Çelebi hangi mezhepten idiler? Bir bak sen de o mezhebi tut. Bu ayarda bir Vahhabi ve bu ayarda bir Şirazi alim adı söyleyebilir misin?. O mezheplerden bunlar çıkmaz. Tevhid'i zevketmemiş kimseden tevhid sırrı zuhur etmez. Onlar farktadırlar ve bu yüzden hep tefrika üzre olacaklardır. Dinde böyle olan siyasette de böyledir. Bizim ise Birlik'e ihtiyacımız var. Ne demiş Hazreti Mevlânâ; “Biz Birleştirmeye Geldik Ayırmaya Değil”.

Mahmud Erol Kılıç
(Yenişafak, 20.11.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.