TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

24 Kasım 2016 Perşembe

Bu ülkenin en büyük problemi halkının kendi kendine yeter olamamasıdır


Bireysel olarak insan takatini aşan her teknolojik ürün geniş ölçekte halkı kendisine bağımlı kılar onları köleleştirir. Örneğin bir insanın parçalar dahil kendi çabasıyla yapabileceği bahçesinde enerji üretmesine yarayan küçük rüzgar türbini onu köleleştirmez. Ama dev maliyetli, seri üretimle üretilen 200-300.000 $'a satılan bir rüzgar türbini geniş halk yığınları için tüketim bağımlılığı demektir. Adaleti gözeten bir devlet BİLE'de dört alanda (Bilgi, İletişim, Lojistik ve Enerji) üretimde net bir politikaya sahip olmalıdır. Bireylerin takatinı aşan üretimde kamuda tüketim bağımlılığı yaratmayacak şekilde devlet tarafından düzenlemeler şarttır. Demiryolları gibi. Bireylerin takatını aşacak üretim tarzlarında devlet eşik değerleri koymalıdır. Seri üretim her alanda eşik değerlerinin aşılmasıdır. Seri üretimin serbestçe gerçekleştirildiği ve seri üretim üzerinde herhangi bir vergilendirme olmadığı toplumlarda asla adalet olamaz.

Bu ülkenin en büyük problemi halkının kendi kendine yeter olamamasıdır. Bütün politikaları bir avuç rantiyeci için yapmanın sonucudur bu. Eğer rantiyecinin değil halkın yararları düşünülseydi halk dışarıdan 400 milyar $ borç aramazdı. Yedi yıldır yanlışları anlatmaya çalışıyoruz ama klasik birkaç ekonomistin ezberci öğretilmiş çaresizliklerine hepimizi mahkum ettiler. Hiç gereksiz yere her sene 50 milyar TL faizi utanmadan aktardılar ve aktarmaya devam ediyorlar. Rant uğruna hepimizi kentlere maymunlar gibi dikine tırmandıran yapılara mahkum ettiler. Rantsal dönüşüm adına. Oysa hepimiz 500 metre², bahçeli, tek katlı ve kendi enerjisini üreten evlerde yaşayabilirdik. Kentsel dönüşüm adına rantiyecilere ne kadar para aktarıldı? Bu parayla Anadolu' da evsiz insan kalmazdı. Yılda 60 milyar $ enerji ithal ediyoruz. Herkes kendi enerjisini üreten evlerde yaşayacak şekilde dönüşüm olsaydı bağımlılıktan kurtulmuştuk.

Özal'la başlayan ve eyalet valisi olarak gelen Kemal Derviş'in Neoliberal politikaları üzerine kurulu ekonomi çatırdıyor. Buradan Neoliberal politikalarla çıkmamız mümkün değildir. Neoliberal ekonomi politikaları iflas etti. Paradigma değişimi olmadan bu içinde bulunduğumuz berbat durumdan çıkış mümkün değil. Biz kararı tanımıyoruz da kararı alanlar bizi tanıyorlar mı acaba? AB diye talep eden ve Bakanlığını kuran kim?

B. Gültekin Çetiner
twitter.com/drcetiner

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder