TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Bugün Müslümanlar olarak sorumluyuz, suçluyuz



Gelenekçilik, statükoculuk ve muhafazakârlık, düşünmemize, yeni yanıtlar, yeni çerçeveler üretmemize izin vermediği için, toplumlarımızda zihinsel atalet-hareketsizlik-tıkanma sıradanlaşıyor, normalleşiyor. Sözünü ettiğimiz sıradanlık ve tembellik, bugünün dünyasında mümkün olabilecek pek çok şeyi yapmamıza izin vermiyor. Bugün Müslümanlar olarak, mümkün olanı ve olabilecekleri yapmadığımız için sorumluyuz, suçluyuz. Romantik bir kibirle malûl bulunduğumuz için, sık sık zihinsel bir körleşme ile karşı karşıya geliyoruz.

Hayatın ve tarihin içerisinde bugün karşı karşıya bulunduğumuz yozlaşmalar, çözülmeler, parçalanmalar ve yıkımları gereği gibi algılıyor olsaydık, çok daha sorumlu, çok daha dikkatli, çok daha ölçülü hayatlar yaşıyor olacaktık.

Fransız devriminin ürettiği kavram ve kurumları evrensel kavram ve kurumlar olarak değerlendirmeye devam eden, 1789 terminolojisiyle İslami anlamda hiç bir zaman hesaplaşmayan, bu terminolojiye bağımlılığını sürdüren düşünce / kültür / entelektüel / ilahiyat dünyamızın, 15 Temmuz direnişiyle ilgili değerlendirmeler yaparken de ölçüsüz bir romantizme kapılarak direnişi Türkiye'nin özneleşmesi olarak tanımlaması, kendimizi gerçeğin sadece bir kısmına kapattığımızı, tamamını göremediğimizi gösterir.

Düşünce ve kültür hayatımız, aydınlarımız, yazarlarımız, hakim olan resmi yorumların otoritesi doğrultusunda konum belirliyor. Anlamlara, ilkelere dayalı bir hayat sürdürmek yerine, ulus-devlet çıkarlarına göre bir hayat sürdürmemiz isteniyor. Hangi toplumda olursa olsun, bir topluma konjonktürel kısıtlamaların, sınırlandırmaların, konumlandırmaların dayatılması ile, toplumun kendisine dayatılan kısıtlamaları gönüllü olarak kabul etmesi, bu dayatmayı sorun haline getirmeden itaat etmesi, anlayışla karşılaması çok farklı şeylerdir. Çoğu kez, farklı bir seçenek üretemediğimizde, koşullara katlanmaya devam ederiz. Gelenekçi / görenekçi toplumlarda, yukarıdan dayatılan bir bilinçle, çelişkili bir bilinçle, içselleştirilmiş yanılsamalarla, hipnotize edilmiş bir dille, tekelci yaklaşımlarla, kişiselleştirilmiş iktidar biçimleriyle sürekli bir rıza mühendisliği yapılabiliyor. Geleneğin otoritesinin belirleyici olduğu toplumlarımızda, bu otorite aracılığıyla bütün koşullar için her tür rıza sağlanabiliyor.

Bugün, sözünü ettiğimiz karşıtlıklar, çelişkiler, bencillikler, kültürsüzlükler, köylülükler, hayatı hepimiz için dayanılmaz hale getiriyor. Geçip gitmiş sorunlar üzerinde, bıkıp usanmadan ucuz spekülasyonlar yapmaya devam ettiğimiz için, yeni şimdiki zamanlarla ilgilenmiyor, daha doğrusu bu zamanlarla nasıl ilgileneceğimizi bilmiyor, bu nedenle de bu zamanları etkileyebilecek bir kültür üretemiyoruz.

Geleneksel toplumsal / siyasal kültürün, İslami anlamda eleştiri süzgecinden geçirilememesi durumunda, tarihsel sorumluluklar almamız, tarihsel bir varoluşu ve bilinci temsil etmemiz mümkün olmayacak.

Atasoy Müftüoğlu
(Yenişafak, 28.11.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder