TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

15 Kasım 2016 Salı

Devlet, bir ahlâk sözleşmesidir


Devlet, bidâyetinde bir ahlâk sözleşmesidir. Devlet o veya bu sebeple var olamasa bile bir devlet ahlâkı her zaman vardır. Biçimsel olarak devletler kurulur, bozulur ve yıkılabilirler. Ancak birbirini anlayan ve birbirine itimat eden en az üç insan kalıncaya kadar “devlet fikri ve ahlâkı” yeryüzünde bâkî kalır. İşte bu, derin milleti ve derin devleti teşkil eder. Bu anlamda peygamberler bir devlet şekli değil, doğrudan insanın ve toplumun rûhuna (yani siyasî akla) hitab eden bir devlet fıtratı ve ahlâkı göstermişlerdir.

Her insan özünde bir devlet adamıdır. (İA) devletin daha doğrusu rejimin adamı olmak ise, genelde bir bürokrasi ve teknokrasi yabancılaşması olarak ortaya çıkmaktadır.

Ahlâkî inlik boyutu olmayan, yani zaman ve insanla bağlarını koparmış her rejim yaşayabilmek ve kendi meşruiyetini tesis edebilmek için kurumları ya kişileri kutsallaştıran mistifikasyonlara yönelmek durumunda kalır. Bunun abartılması durumunda benzer yöntemle muhalif grupların oluşabileceği unutulmamalıdır. Nitekim Türkiye’de ortaya çıkan FETÖ grubunun oluşum hikâyesi ve kökeni bu şekildedir.

Kuşkusuz her devletin ruhu ve geleneği vardır ama İnsan Devleti’nin özü şimdiki zamandır ve yaşayan insandır. Ölüler, sadece bıraktıkları esere göre yâd edilir. 

Gürsel Dönmez
(Kozmik Mesele, Ötüken Neşriyat)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder