TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Kapitalist düzen ilmi metalaştırdı, ilim adamını aç gözlü bir tüccara çevirdi


Eskinin erdemli bir ilim adamı tipi vardı. Kapitalist düzen ilmi de metalaştırdı, ilim adamını aç gözlü bir tüccara çevirdi. Çoluk çocuğun ikbali için onu agorada tezgâh açmak zorunda bıraktı. Ruhlarını ‘beyin iğfal şebekeleri’ reklamevlerine rehin bırakmamış şairler yola devam ediyorlar. Arada bir kalpazanlar sokuluyor yanlarına, bir süre onlarla birlikte uçuyor, neden sonra geri düşüyorlar, dünyanın manyetizması kalp adamlarına işlemese de kalp adamları emiyor. (...)

Rindâne bir hayatın izini süren, yalnız şâirler kaldı. Şâirler ve hakikî ilim ve düşünce adamları... Onlar bu dünyanın tozuna dumanına safdil bir umutla ayak diriyorlar. "Bir köhne kitap bir sarı kandil neme yetmez?" diyen şâirenin peşi sıra giden ankâ kuşları... Dünyanın burgacına kapılmayanların, şâirlerin, söz ve yazı ahâlisinin oturup konuşabilecekleri bir zaman hep var. Onlar başkasının toplamak ve biriktirmekle elde ettiği saâdeti yârenlikte, dostlukta, hemhâl oluşta zâten bulmuşlar. Yorulmaya, gölgeliğe ok atmaya ne hâcet! Ben insanlara en az 'eyvallah eden' kişilerin, erdem sahiplerinin, iktidarın albenisine râm olmayanların hâsılı kelam 'bu çağın soyluları'nın hayatta güzel söz söylemekten başka meziyetleri olmayan insanlar arasından çıktığını sanıyorum. Rindler, dervişler, şâirler, hikâyeciler, kâinatı kuşatan İlâhi Nağme'yi terennüm edenler, âlimler, sanatkârlar, Mecnunlar... Hayatı güç toplama yarışına çevirmeyenler. Ağır ve düşünceli yürüyenler. Yalnız Allah'ın önünde eğilenler. Bir gülü koklamasını bilenler. 

Ne mutlu onlara...

Kemal Sayar
(Kendine İyi Bak, Kapı Yayınları)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder