TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

25 Kasım 2016 Cuma

Toprak, nesil ve istikbâl tehlikededir


Bir ailenin bahçeli müstakil evi olsa, çocuklar güven içinde bahçede oynayabilse, evin hanımı gönül rahatlığıyla komşularını ağırlayabilse, bahçede çiçek yetiştirebilse, evin erkeği birkaç evcil hayvan besleyebilse, bir ağaç gölgesinde dostlarıyla sohbet edebilse… niçin ikinci bir (yazlık) ev almak istesin? Zîra ev hem satın alırken pahallı hem kullanırken masraflı bir ürün; aidat, güvenlik, vergiler, bakım-onarım gibi masraflar da cabası…

Amerika ve Avrupa'da ailelerin büyük bir çoğunluğu bahçeli müstakil evlerde yaşadıkları için ayrıca ikinci bir yazlık evleri yoktur ve buna ihtiyaç da duymazlar.

...

Marmara ve Karadeniz Bölgeleri'ndeki evleri de dâhil ettiğimizde yazlık ev sayısı tahminen 6 milyonlara kadar çıkmaktadır. Türkiye'de hane sayısı 21 milyon olduğuna göre demek ki her 3-4 aileden 1'inin yazlık evi var, üstelik bu sayıya büyük şehirlere göç edenlerin köy ve kasabalarında geride bıraktığı evler de dâhil değil.

1 evin maliyeti 100 bin lira, 6 milyon yazlık evin maliyeti 6.000.000 x 100.000 = 600 trilyon lira eder ki bu rakam Türkiye'nin dış borcunu aşmaktadır. 

Para/emek/vakit ve özkaynaklarımızı hebâ ediyoruz, farkında değiliz…

...

Yazlık evler Türkiye'nin en verimli ziraat arazileri üzerine inşa edilmektedir. Marmara Bölgesi'nde zeytin, Ege Bölgesi'nde üzüm, incir, zeytin, Akdeniz Bölgesi'nde portakal, mandalina, limon, Karadeniz bölgesinde ise fındık ve çay bahçelerine yapılan yazlıklar zirâi arazilerin yok olmasına neden olmaktadır. Şimdi 1 cm kalınlıkta toprağın 3-12 bin yılda oluştuğunu düşündüğümüzde aslında sadece toprağı değil hayatın kendisini de kaybetmiş oluyoruz.

Diğer taraftan yazlık beton binalar ve asfalt yollar geniş alanlara yayılarak toprak/iklim/nem dengesi değiştirmekte, yöreye has (endemik) meyve-sebze-çiçek türlerinin cinsi/nesli tükenmektedir. Meselâ Bergama'ya has küçük taneli tatlı üzüm cinsi son yirmi senede nesli tükenen türlerden sadece bir tanesidir.

Toprak, nesil ve istikbâl tehlikededir…

Semih Akşeker
(Yenisöz, 24.11.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder