10 Kasım 2016 Perşembe

Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı!


Tarih kesintisiz akarken arzın sathında varlığıyla birliğini, birliğiyle istiklâlini izhar eden bir insan topluluğu, terakkinin mevhum hattından münharif ilk insan topluluğu vücut bulmuş ve onun adına Türk milleti denilmiştir. Bu milletin milletliği istiklâlinde, giderek serbestiyetinde mündemiçtir. Helenleşme ve Romalılık istihâleleri geçirdiğinin açık izleri görünen Anadolu toprağının Haçlı Seferleri akabinde İslâm mayası katılarak yeniden yoğrulmasına bir isim takılacaksa bu isim Türk istiklâlinden başkası olmayacaktır. Eğer Türk’ü bileceksek bize onu bildirecek sadece istiklâlidir. Türk istiklâline verilen mânâ ise ancak Türk birliğinden, millet kenetlenmesinden çıkar. Türk milleti istiklâlinden edildiği takdirde birliğinden eser kalmaz. Bu öyle bir millettir ki birliğini kendisi hissetmediği, dünyaya hissettirmediği zaman varlığından bahis açmağa kimse ihtiyaç duymamıştır. Kendini hisseden Türk milleti Türk olmayana öcü gelir. Bütün milletleri olduğu gibi Türk milletini de bina edenin şöyle veya böyle bir muhayyile, şunun veya bunun tahayyül edilmesi olduğu inkârdan gelinemez. O halde Türk milletinin bânisinin neyin tahayyülüne denk düştüğü sualini vaz etme gözü pekliğinden geri durmayalım. Cevap İstiklâl Marşı’ndan geliyor:

Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı!

Binlerce asır binlerce hükümdarın zapt altına aldığı toprak Türklere yurt oldu, Türk vatanı demek Türklerin sığınabildikleri yer demek değildir. Türkler tarihte ilk defa yurt sözünü hayvanî anlamından uzaklaştırıp yurda insan karakterine yaraşır bir değer yüklemişlerdir. Türk vatanı denilince Türk’ün sözünün geçtiği yeri anlamak lâzımdır. Orada sadece Türk’ü serbest bulursun. Türkler vatanlarını cennet uğruna, cenneti kazanmak uğruna elde etti ve cenneti sadece vatanları uğruna, hususen vatanları uğruna, bilhassa vatanları uğruna hak ettiler. Türk vatanını safa sürülecek yer belleyip ben Türk değilim diyenlerin ve Türk’müş gibi yapıp gerçekte Türklüğe nifak sokanların bulandırdığı suyun, zehirlediği havanın ortaya çıkardığı eşhası külliyen bir kenara bırakıyoruz. Onlar kıyıda kalmışlardır, kenardadırlar. Merkezde, toplumun omurgası olarak Türk var.

İsmet Özel
(İstiklâl Marşı Derneği, 10.11.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.