TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

20 Aralık 2016 Salı

Ayağa kalkmayı düşündüğümüz zaman, bunun boyutlarını iyi hesap etmemiz lazım


Ayağa kalkmak, o kadar çabuk ve kolay olabilecek bir şey değil. Onun boyutları da bayağı büyüktür. Bu sebeple, biz ayağa kalkmayı düşündüğümüz zaman, bunun boyutlarını iyi hesap etmemiz lazım. Fakat görüyoruz ki, şimdiye kadar İslam âleminin her tarafında çıkan hareketler, bu hesabı iyi yapamamışlardır. Yani bir hareketin bir teoriği vardır, sonra da bir pratiği vardır. Teoriği iyi olmayan bir hareketin pratiği de sonuç itibarı ile başarısız olur. Çünkü o yerine oturmamış, veya alelacele bir düşünce ile yola çıkılmıştır. Fakat karşıya daha büyük bir problem, daha büyük bir sorun, daha derin bir sorun çıktığı zaman, ona cevap veremeyeceği için, ilk anda bir hareket başarısı varmış gibi görünse de, sonunda o akamete uğrar ve silinir.

Bu şekilde tarihimizde ve aktüel olarak da çok karşılaştığımız bir durum vardır. Hareketlerin teoriği ve pratiği, üzerinde ayrı ayrı durulacak, bayağı uğraşılacak konulardır. Halbuki, hemen bir çıkış yapılıp da, sonra arkası gelir düşüncesi, aldatıcı bir düşüncedir. Öncelik teoridedir.

Kur'an-ı Kerim 23 yılda parça parça indi. Hatta Müslüman olmayan Kureyşliler, dediler ki, Allah kadir değil mi, bir defa da neden indirmiyor? Bir itirazları da bu oldu. Şüphesiz ki, Allah onu bir defada indirmeye kadir idi. Ancak, parça parça indirmenin bir hikmeti, bir sebebi vardır. O sebep de, vahyin, Kur'an-ı Kerim'in, İslam hareketinin bir nevi teoriğini teşkil etmesidir. O parça parça inmekle, toplumda yavaş yavaş, parça parça hazmedilecek, yerleşecek, içselleştirilecek. O 23 yıl içinde bu sağlanmıştır. Sonra da bunun pratiği gelecek. Yoksa işte bir defada indi, hemen okundu bitti, o şekilde değil.

Bunda da yine bu hikmet dolayısı ile, bunu biz sosyolojiye, tarih sosyolojisine veya tarihi sosyolojik hadiselere uyguladığımız zaman, her hareketin öncesinde bir düşünce dönemi vardır. Düşünürler gelir, onlar fikirlerini söylerler, anlatırlar, yazarlar. Bir dönem geçer. O, toplum tarafından anlaşılır, hazmedilir. Ondan sonra hareket başlar. O da yavaş yavaş başlar. Sonra yavaş yavaş ilerler.

Basit bir düşünce temelinden, hemen, ansızın pratiğe geçilip, ondan sonra, ondan da bir takım beklenmedik sonuçlar alınmış görünürse, bundan sevinmemek lazım, bundan şüphelenmek lazımdır. Yani toplum için, ne sadece hep teoride kalmak, durmadan, devamlı teori ile uğraşmak, bir türlü pratiğe geçememek makbul bir şeydir, ne de alelacele pratiğe geçip, hemen bir yaygınlık kazanıp ben varım demek bir sonuç getirir. Sosyolojide bilim açısından da bakılırsa, veya tarih açısından da bakılırsa, ikisinin de bir süreci, bir boyutu vardır. Bunlar hesaba katılmadığı, hesap edilemediği takdirde, hareketler başarıya ulaşamazlar.

Sezai Karakoç
(18.01.2014 tarihinde Haseki'de Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Başkanlığı'nda Yaptığı Konuşmadan)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder