TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

27 Aralık 2016 Salı

Hamasetten uzak, samimi, cesur, yürekli, sert


İlginçtir, ülkemizde millî duyguların senaryoya dökülmesinin sonu genellikle hamasete, sorgusuz sualsiz bir yücelik atfına, asla eleştirilemez bir put yaratmaya varmıştır. Çoğu zaman siyasî basiretsizliklerin yahut beceriksizliklerin 'intikamını' beyazperdede almaya kalkmışızdır. Kurtlar Vadisi serileri gibi. Bir de her sayfasından ayrı bir film çıkacak tarihî geçmişimizi anımsatmak için çekilmiş filmler var ki hepsi birer amatörlük ve ruhsuzluk timsali: Çanakkale Yolun Sonu gibi. Koca Sinan'ı, Itrî'yi, Yunus Emre'yi anlatan -bırakın filmi- eli ayağı düzgün bir belgesel bile ortaya koyamamışken, sinema denen sanatın da bizden samimiyet beklediğini bilmemiz lâzım.

Dağ serisinin her iki filmi de öylesine samimi ki; filmden çıkıp yönetmeni, oyuncuları, kullanılan materyalleri ve araçları, hatta sosyal medya hesaplarını gözden geçirince de aynı samimiyeti görmek mümkün. Kısıtlının da kısıtlısı maddi imkânlarla hazırlanan Dağ serisinin ilk filmini (Vizyona giriş tarihi: 16 Kasım 2012) ancak 'bilenler biliyor' idi. İkincisi vizyona girdiğinde ise binlerce insan salonlara koştu. Koşanlar arasında filmin fragmanlarını izleyip merak edenler de vardı şüphesiz ancak bu kitleyi harekete geçiren en önemli saik şuydu: Gerçek, hakiki, millî bir film. Hamasetten uzak, samimi, cesur, yürekli, sert...

BkzKahramanlık Değil, Fedakarlık Filmi: Dağ 2

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder