TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

1 Aralık 2016 Perşembe

Kim hakikati ihtar edecek?


Modern siyaset düşüncesinde siyasal muhalefeti kültürümüze yabancı bulanlar kendi kültürlerinin gereklerine ne kadar tahammül edebiliyor? Toplumsal çürüme, yozlaşma karşısında ses çıkarmayı modern anlamda anarşizmle itham etmeyi işlevsel bulanlar karşısında ıslah ediciler emr-i bil maruf yapanlar baş tacı mı ediliyor?

Siyasal muhalefeti yıkıcılık, değerlere karşı tahripkarlıkla suçlayanlar kötülükten nehyetme niyetinde olanlara hangi gözle bakıyor?

Şu hususu unutmayalım, yöneticilerin, önderlerin, toplumsal sorumluluk sahiplerinin de ahiret gününün olduğunu, onların da her insan, her Müslüman gibi hesaba çekileceklerini, hesaba çekilmeden evvel kardeşlerinin ihtarına, uyarısına, ihtiyaçları olduğunu, güç zehirlenmesinin, gafletin, iyi niyetle yapılan hataların karşısında kim bizi uyaracak?

Kim hakikati ihtar edecek?

Bir şekilde sorumluluk üstlenmiş Müslümanların gerçekten iyiliğini isteyenler, onları korumak adına yanlışlarına göz yumarak, hataları, sapmaları siyaseten görmezden gelerek susanlar bizzat en büyük kötülüğü yaparlar... Eğer çıkarlarının zedeleneceği kaygısıyla, toplumsal veya siyasal konumları adına, uyarıcı sesler kısılır, doğruyu işaret edecek yapılar ortadan kalkarsa hangimizin kendi yanlışlarını görme, düzeltme imkanı olabilir ki?

Bozgunculuk, yıkıcılık ile muhalefetin, hakikati dillendirmenin birbirine karıştığı ortam yaşanıyor. Suskunluğun her şeyi kabullenme, itirazın ters giden bir şeylere işaret etmenin din dahil her tür değere karşı olmakla suçlandığı seküler bir siyaset dili gittikçe koyulaşıyor.

Tedbirsiz, ilkesiz her şeye karşı olmak için karşı olan dille hakikat ve hak adına hakikatli bir dille itiraz karıştırılır, yanlışı söylemenin imkanları ortadan kalkarsa her şeyden önce adalet kaybolur. Reel politik adına susanlar en fazla koruduklarını sandıkları sorumlulara en büyük kötülüğü yaparlar; onların da ahireti var çünkü.

Akif Emre
(Yenişafak, 01.12.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder