27 Aralık 2016

Mehmet Âkif’in cenazesine kimler katılmıştı?


30 Aralık 1936, saat 10:00’da dinî merasim başlamış, önce Hafız Saadettin Kaynak güzel sesiyle Ali İmran Suresini, ardından Hafız Asım da bir ayet okumuştur. Tıp Fakültesi öğrencisi Fethi Tevetoğlu’nun askerce bir selamından sonra Edebiyat Fakültesi hocalarından Ali Nihat’ın öncülüğünde İstiklal Marşı söylenmiştir.

Kabri başında üniversite gençliğinin teklifi üzerine Heykeltıraş Ratib Aşir tarafından Âkif’in yüzünün kalıbı alınır, kefenine yeniden sarıldıktan sonra Kur’an sesleri arasında defnedilir.

Mehmet Âkif’le tanışıp tanışmadığı sorusuna ilk anda “tanışmayız” şeklinde cevap veren Yahya Kemal ile Âkif’in birbirlerini gıyaben tanıdıkları söylenebilir. Yahya Kemal’in Mütareke yıllarında farklı gazetelerde çıkan yazılarının Âkif’in izniyle Sebilürreşad’da yayımlanması bu iddiayı güçlendirmektedir. Hatta Sebilürreşad’da iktibas edilen bu yazıların altına muhtemelen Âkif’in yazdığı şu kısa yazılar dikkat çekicidir:

Yahya Kemal Bey’in büyük bir samimiyetle yazıldığından hiç şüphe olmayan pek nefis, pek kıymettar makalelerinin günden güne sükût etmekte bulunan İstanbul muhitinde ne kadar büyük hüsn-i tesir husule getirdiği bir asker anası tarafından müşarünileyhe hitaben yazılan ve Tevhid-i Efkâr’da neşr olunan atideki mektubundan kemal-i vuzuhla anlaşılmaktadır. Bu kabil samimi ve dindar yazılarla o dalâl içinde yüzen muhiti irşad etmekte olduklarından dolayı Yahya Kemal Beyefendi’ye Sebilürreşad, Anadolu Müslümanlarının en samimi teşekkür ve selamlarını takdim eder”.

Daha ötesi, Cahit Tanyol, Yahya Kemal’in “Atik Valde’den İnen Sokakta” isimli şiirinde Mehmet Âkif’i anımsatan havanın sezildiğini söyler. “Çünkü” der Tanyol, “Bu şiirlerin henüz tamamlanmamış olduğu dönemlerde kendisini ziyaret ettiğim vakit yatağının yanındaki küçük masada iki değişmez konuk görürdüm: Safahat ve Cevdet Paşa’nın Tarihi.

Fuad Şemsi, Süleyman Nazif ve Mahir İz gibi ortak dostları da bulunan iki şairin ne yazık ki bir araya gelmedikleri anlaşılıyor. Âkif’in yurda döndükten sonra Yahya Kemal’in Âkif’i hastanede neden ziyaret etmediğini bilemiyoruz. Ancak Yahya Kemal, “soğuk ve şiddetli bir poyrazın estiği, ortalığın karla örtüldüğü” 30 Aralık 1936 Pazartesi sabahı, Âkif’in cenaze merasimine katılarak İstiklâl şairine son görevini yapmıştır. Polisin tuttuğu takibat raporlarına göre, Âkif’in cenazesine o gün şu isimler katılmıştır:

Saylav Şemseddin (Günaltay), Fazıl Ahmed (Aykaç), Yahya Kemal (Beyatlı), Profesör Muhiddin, Esad Fuad (Tugay), Çolak Selahaddin, Tüccar Emin Vasfı, Kuleli Askerî Lisesi Edebiyat Muallimi Tahirü’l-Mevlevi, Fuad Şemsi (İnan), gazeteci Feridun (Kandemir), birçok kimseler ile, üniversite ve Askerî Tıbbıye öğrencileri…

Yahya Kemal, cenaze merasiminde ne hissetti, ne düşündü bilemiyoruz. Ancak Emin Erişirgil cenazeden dönerken Âkif’ten yaşlı iki sakallı adamın konuşmasına kulak misafiri olur. Birbirlerine destek olarak yürüyen bu iki adamdan biri şöyle der: “Ne Cenap var, ne Süleyman Nazif, ne Ali Ekrem… Onlar sağ olsalardı hiç Âkif’i bu kara yere defnettirirler miydi? Onun yeri Namık Kemal’in yanı idi. Namık Kemal’in yanı… Hem orası Çanakkale’nin destanını yazan şaire ne kadar yaraşırdı!..

Mehmet Âkif yakın dostlarının acısını peş peşe tatmış, şiirinde bahsettiği kafileden uzak kaldığını yazmıştı. Ne yazık ki cenazesine büyük dostlarından azı vardı.

Yahya Kemal, Âkif’le belki hiç karşılaşmamıştı ancak dostluğunu son anda göstermeyi bilmişti.

Selçuk Karakılıç
(Karar, 27.12.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.