12 Aralık 2016

Şahsiyet parçalandıktan sonra, yapılabilecek çok şey yoktur


İslam, insan şahsiyetinin bir bütün olarak korunması konusunda titizlik gösterir. Şahsiyet parçalandıktan sonra, yapılabilecek çok şey yoktur. Sınırsız değişim düşüncesi hangi ölçüde bir aşırılığa işaret ederse, katı muhafazakarlık biçimleri de aynı ölçüde bir başka aşırılığa işaret eder. Sosyo-politik düzene ilişkin dikkati, bilinci ve sorumlulukları ihmal pahasına, inkar pahasına bireysel kurtuluşu esas alan, içsel dünyaya hitap eden batıni gelenekler de farklı bir aşırılık biçimidir.

Modern-seküler zamanlarda, İslam dünyası toplumları maruz kaldıkları çok yönlü seküler-liberal saldırılar, işgal ve istilalar sebebiyle İslami anlamda iman-amel-eylem bütünlüğünü temsil iradesini bütünüyle kaybettiler. Bugün, ne yazık ki, bu bütünlük temsil edilemiyor, bu konuda kuşatma genişleyerek/derinleşerek sürüyor, sürdürülüyor. Bu nedenle İslami kişiliğimiz paramparça olmuştur. Bir parçamız İslama hizmet etmeye çalışırken, daha büyük bir parçamız kapitalizme, bir başka parçamız sekülerizme ya da liberalizme hizmet ediyor. Allah'ın (c.c.) yasaları ihmal edilebilir, savsaklanabilirken; kapitalizmin, sekülerizmin, liberalizmin yasaları hiç bir şekilde ihmale gelmiyor. İçerisinde yaşamakta bulunduğumuz derin çelişkilerin, derin karmaşanın İslami anlamda anlaşılabilir bir açıklaması yoktur.

Varolanın dışında bir şeyin mümkün olup olmayacağını düşünememek gibi, konuşamamak ve tartışamamak gibi, çok büyük bir sorunla, açmazla, tıkanmayla karşı karşıya bulunuyoruz. Başka bir siyasal-toplumsal durumun mümkün olup olmayacağını düşünemeyecek ölçüde büyük zaaflarla malül bulunduğumuzu itiraf etmeliyiz.

Atasoy Müftüoğlu
(Yenişafak, 12.12.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.