TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

31 Ocak 2017 Salı

Aydın ve iktidar ilişkilerinde mesafeli olmak


Sorgulayıcı, eleştirel bir bakış açısının diri tuttuğu zihin; ancak güç ilişkilerinde mesafeli olmakla gerçeği, hakikati görme ve işaret etme imkanına sahip olabilir.

Bu durum Müslüman aydın açısından birincil ve de sorumluluk gerektiren bir misyona dönüşüyor.

Müslüman aydın, düşünür muhalif olmak için muhalefet yapmaz. Ancak Hakk'ın, hakikatin ortaya konması ve dillendirilmesi için siyaseten destekliyor olsa bile iktidar ilişkilerinde mesafeli olmak zorundadır. Bu tavır sadece belli bir ideoloji, sistem veya iktidara karşı sergilenecek bir tutumla sınırlı değil. İlkesel anlamda gücün ayartıcı etkisinden, siyasi ve ekonomik nüfuz alanlarından uzak durarak, mesafeli kalarak hakikati dillendirme, eleştirme, uyarma hakkını ve gücünü elinde tutabilir.

...

Aydın olmanın temel vasfı ilkelerine sahip çıkmak ise aydın tutarlılığının en bariz biçimde göstermesi gereken düzlem de her tür iktidar ve güç ilişkisi karşısında ilkesel tutumunu sürdürebilmesidir.

Bu tutum sadece aydın olmanın fiyakasından ibaret değil bir sorumluluktur. Bir şekilde belli iktidar alanlarını tutanlarla, aynı düşünceyi paylaşıyor olsa bile onlara karşı da sorumluluktur. Onları uyarma, eleştirme, hakikati gösterebilme imkanı nasıl korunabilir, ahlaki tutum başka nasıl sürdürülebilir ki.

Kaldı ki modern devlet aygıtının istihbaratından askeri bürokrasisine, siyasetçisinden iş dünyasına çapraz ilişkilere uzak durmayı başarmayanların hangi ilkesel tavrı sürdürebilmeleri beklenebilir? Siyasal, kültürel geçmişlerinden bağımsız olarak, iktidar hazzı, retoriğin ayartıcı gücü, çelişkilerin, çarpıklıklarım, eksikliklerin üstünü örten entelektüel körlük oluşturur. Söylemin ayartıcılığında ortaya çıkan iktidar hazzı ile girilecek ilişkiler ağı, ilkelerin ortadan kalkmasına, zihinsel dikkatin uyuşmasına hepsinden önemlisi adalet duygusunun ve tutarlılık endişesinin gündemden düşmesi demektir.

Âkif Emre
(Yenişafak, 31.01.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder