3 Ocak 2017

Bugünün Türkiye'sinde bombalarla siyasi dengeler tanzim edilebilir mi?


Yaşananlara bir bütün olarak bakıldığında, IŞİD ve PKK saldırılarında iki ortak amacın öne çıktığı söylenebilir: İlki, Türkiye’yi “yumuşak karnı” olarak değerlendirdikleri noktalardan vurma gayretidir. IŞİD din ve mezhep fay hatlarını, PKK ise etnik fay hatlarını zorlamaya çalışıyor. Kamuoyunda infial uyandıran eylemlerde gözetilen öncelikli hedef, farklı mezheplerin veya etnik grupların karşı karşıya gelmelerini ve çatışmalarını sağlamak. IŞİD Alevi-Sünni ve dindar-laik ayrışmasını, PKK ise Türk-Kürt kutuplaşmasını derinleştirmeye çalışıyor.

İkinci boyut, Türkiye'yi güçsüz düşürerek kendi planlarına zorlamak düşüncesidir. Adeta birbirinden sıra kaparcasına patlatılan bombalar, gerçekleştirilen saldırılarla Türkiye'nin siyasi dengesi sarsılmak isteniyor. Dünya ve Türkiye kamuoyuna, saldırıları önleyemeyen, vatandaşlarını koruyamayan, aciz kalıp ne yapacağını bilemeyen bir hükumet resmi sunulmasına çalışılıyor. Böylelikle hem hükumete yönelik tepkilerin çığ gibi büyümesi ve muhalefetin artması, hem de müşkül duruma düşen hükumetin kendi istedikleri noktalara razı edilmesi amaçlanıyor.

Peki, bu beklentilerin sahada bir karşılığı var mı? Acaba bugünün Türkiye'sinde bombalarla siyasi dengeler tanzim edilebilir mi? Terör saldırıları toplumsal çatlakları büyütür mü? Her bir saldırının akabinde hükumete olan tepkiler büyüyor mu?

Bana göre, IŞİD ve PKK’nin eylemlerinin iş gördüğü sahalar var. Bilhassa sosyal medyada büyük bir yankı uyandırıyor. Sosyal medyayı mesken edinmiş her taraftan çok sayıda provokatör, trol ve vicdansız var. Bunlar her eylemden sonra kışkırtıcı birçok paylaşımda bulunuyor. Herhangi bir bilgiye ve teyide ihtiyaçları yok. Sorumluluk hissetmiyorlar. Ellerinde hazır bir “suçlu” listesi var; durdukları yere göre bu suçlular Sünniler, Aleviler veya Şiiler, Türkler veya Kürtler, mütedeyyinler veya laikler olabiliyor. Tamamen genellemeci bir tavırla, günahı “öteki” olarak gördüğü kimliğin tüm mensuplarının üzerine yıkıyor ve nefretin karşılıklı olarak büyümesini başarı hanelerine yazıyorlar.

Oysa -bir vesileyle daha önce de söylemiştim- çok şükür toplum sosyal medya değil. Gözlemlerinden çıkardığım sonuç şu: Toplumun ağırlıklı bir bölümü Türkiye'nin çok yönlü ve çok boyutlu bir kuşatma altına alınmak istendiğini hissediyor. Bombaların Türkiye’ye bir istikamet dayatmak için birbiri ardına patladığını, saldırıların Türkiye'yi terbiye etmek için yapıldığını düşünüyor. Ortadoğu’da gördüğü manzara, Suriye ve Irak’ın düştüğü hal onu dehşete düşürüyor.

Vahap Coşkun
(Serbestiyet, 03.01.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.