01 Ocak 2017

Günümüzde Tasavvuf alanında da ciddi problemler var


Mütefekkir, bilge, hakîm, ârif kalmadı... Onların kalpleri vardır onunla aklederler” (Hac 46) âyetini görmeyen Kur'an Araştırma Merkezleri'nde bütün akıl kelimelerini beyinsel faaliyete indirgedik. Tabii bilmiyorsalar soracakları “ehl-i zikir” de (Nahl 43) kalmayınca tekno gençler Allah'ı artık Google'da aramaya başladılar. Sizin anlayacağınız “Göçtü kervan kaldık dağlar başında”.

Doğruya doğru günümüzde Tasavvuf alanında da ciddi problemler var. Yüksek metafizik bilgi ve değer üretmesi beklenilen bu yerler sadece “yanmaz kefen” üretiyorsa bir yerde hata var demektir. Tamam “Hocam o senin dediğini üretebilmek için yüksek bağlantılar gerekir nerede bizde o” denirse anlarım. O zaman bunun adına Tasavvuf demeyiniz de ne derseniz deyin. Hak sohbeti yapılmayıp, Tevhid dersleri yapılmayıp, seyr-i süluk yaptırılmayıp, bunun yerine papağan gibi fetâva kitaplarındaki maddeleri saymakla tasavvuf yapıldığı sanılmasın. O başka bir şey tasavvuf başka bir şeydir.

Diğer taraftan eski bir dergahı kiralamakla, tac-ı şerifle resim çektirmekle, zikir veyahut semada cep telefonlarına kayıt yapmakla da derviş olunmaz. İstisnalar hariç şeyhliği otomatik olarak babadan oğula geçen bir hanedanlığa çevirmekle de olmaz. Hilafet almak için araya siyasileri sokmakla veyahut zavallı şeyh efendinin kafasına silah dayayıp kağıt imzalatmakla da bir şey olmaz.

Şeyh Ebu'l-Hasan Harakanî'den kendisine hırka giydirip icâzet vermesini talep eden ama aslında henüz tam manasıyla olgunlaşmamış bir müridine verdiği şu cevap bu gün de sırf bunların peşinde olanlara büyük bir derstir: “Evlad, eğer hırka ve icâzeti dünyalık bir unvan için istiyorsan o zaman niye marifet ve fenâ yoluna talip oldun ki? Yok, eğer bunu insanları irşâd etmek ve dünyevî olandan uzaklaşmak için istiyor ve kendini de bu makamda görüyorsan o zaman hırka ve icâzeti ne yapacaksın? Yani her iki halde de hırka ve icâzetin sana bir faydası olmaz. Gücün varsa her konuda Hakk'a giden yolu göster de hem halk görsün hem de biz görelim, bakalım neyin varmış?

Mahmud Erol Kılıç
(Yenişafak, 01.01.2017)

1 yorum:

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.