TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

17 Ocak 2017 Salı

Müslümanların bu kadar dünya malı peşinde koşmasını anlamakta zorluk çekiyorum


Bugün bütün sarsıntılar içinde kendine göre şekil bulmuş Müslüman zihniyetinden artık korkuyorum. Bence bu zihniyet başta İslâm'ı sonra da Müslümanları tehdit ediyor. Çünkü bu zihin yaşadığı sarsıntının farkında değil. Ciddi şekilde İslâm'dan kopmuş, İslâmî kaygıları ertelemiş bir zihindir. Eğer bu böyle olmasaydı insanlar ahlakî kaygıları öne çıkartır, belki de TOKİ gibi gökdelenler yapmayı düşünmezdi. Ben bu zihniyetten korkuyorum. Bu zihniyet Anadolu'da hiç toprak ihtiyacı olmadığı hâlde gökdelen dikiyor. Ya da Suudi Arabistan'da ya da Malezya'da... Bu genelde yaşadığımız bir sıkıntıdır. Ondan dolayı da ne derseniz deyin, 'Batı karşısındaki aşağılık duygusu' deyin, 'büyüklük duygusu' deyin, bu İslâm dünyasında genel bir hastalıktır bence. Ben hicap duyarım, Kâbe'nin üstüne çıkacak bir ev nasıl olabilir? Orada nasıl bir devremülk alabilirim? Bu, hayâya, edebe her şeye aykırıdır.

Müslüman olmanın bir bedeli var. Müslüman olmak her zaman para kazanmak, iyi bir mevki elde etmek, hayat standardını yükseltmek değildir. Müslümanlar İslâm'ı böyle anladılar. Son 30-40 yıl içinde Müslümanların anladığı bu. Müslüman olmak bugün risktir. Bu riski göze almalıyız. Risk derken eğer harama dikkat ediyorsanız, o zaman demek ki helalden az pay alacaksınız. O anlamda diyorum risktir. Bu çok güzel bir risktir. Avantajsız risktir. Sizi haramdan ve öbür dünyadaki cehennemden korur. Bundan daha güzel bir avantaj olabilir mi? Ama siz bugün diyebilir misiniz uygunsuzluğun, hırsızlığın olmadığı bir belediye var?

Müslümanların bir kısmı, yüzde yirmisini tenzih ederek söylüyorum, utanmayı unuttu. Bir yerde ihale kapayım falan. Köylü olarak, fakirlikte mi yaşayacağız? Evet. İnsanların temel ihtiyaçları vardır. Cemaat olsaydık, evi olmayan birine ev temin edebilirdik. Ama yardımlaşma yok. Gittik banka kredileri aldık. İnsanların temel ihtiyaçları tamamlandıktan sonra Müslümanca iyi davranma hakkımız vardır. Bir adam çocuğuna ekmek götüremiyorsa ‘hırsızlık yapma’ diyemezsin. Eğer götürüyorsa da yakasına yapışmalısın. İnsanlar gidip derviş gibi yaşasın demiyorum ama Müslümanların bu kadar dünya malı peşinde koşmasını anlamakta zorluk çekiyorum. Bunun bir ölçüsünün olması lâzım.

Abdurrahman Arslan, Kıbleyi Kaybettiren Dönüşüm
(Dunyabizim.com, 17.01.2017)

1 yorum:

  1. Yazınız gayet hoş bende kendi makalelerimi sitemde yayınlamaya başladım , benim sitemide ziyaret ederek tarih konusunda faydalı bilgiler elde edebilirsiniz.
    http://hergunbirtarihibilgi.blogspot.com

    YanıtlaSil