24 Ocak 2017 Salı

Teknoloji değişimi, ata bağlı el sanatlarını ve ticareti yıktı


Türklerin yaşamında at aslî konumda bir hayvandır: “Türkler at ve koşum takımı bakımından kendi özelliklerini ortaya koymuşlardı. Türk süvarisi, dünyanın en güçlü ordularından biri sayılıyordu. II. Mahmud Türk ordusunun başarısızlığında Türk usulü eğerden şüphelenip onu terk etmiştir. II. Mahmud, 1826 sonrasında Avrupa usulü eğerli ata binmiş, giyimini de ona göre düzenlemiştir (…) Bilindiği gibi at koşum ve takımları, ham deriden başlayan, demir aksamıyla tamamlanan önemli bazı yan imalatı gerektirir (…) Osmanlı sarayı, el sanatlarının en önemli alıcısı, sanatkârın en büyük hamisi ve teşvikçisi (…) iken, ihtiyaçlarını başka yerlerden karşılar olmuştur (...) Padişah artık Avrupalıların eşyalarını kullanıyor, kullanılmasını destekliyordu” (Baykara, 2007: 281-282).

Teknoloji değişimi, ata bağlı el sanatlarını ve ticareti yıkmış, ordu-millet bağını kopartmıştır. Padişahın “Batı eğeri” kullanmasıyla binlerce esnaf-zanaatkâr iflas etmiştir. “Batı'nın tekniğini alalım” fikriyle hareket eden Osmanlı Sarayı, kendi halkını iktisadî anlamda çöküşe sürdü ve yoksullaştırdı.

At (ve devenin) iktisadi hayattan çıkarılmasına ilişkin bir diğer örnek de II. Abdülhamit'ir. Osmanlı'da demiryolu (ağırlıklı olarak) II. Abdülhamit döneminde yapılmıştır. İzmir-Aydın arasındaki demiryolu sonrasında yerel esnafın çöktüğünü görüyoruz. At ve deve ile yürütülen mal sevki, yol boyunca kervansaray-hanlar ile büyük bir kesimi ticari hayata dâhil etmekteydi. Bu ticaret çiftçinin ihtiyaçlarını toptancılardan veresiye ile karşılamakta olduğundan çok boyutluydu. Ticari hayatta veresiye alış-verişin anlamı “kredi kullanmak”tır. Toptancı esnaf, üreticiye ertesi hasat zamanı getireceği mahsul karşılığında faizsiz kredi açmaktaydı. Demiryolu ile yüzlerce yıllık ticari zincir çökmüştür. Çiftçi artık küresel pazarla rekabet etmek zorunda kalmıştır. Mahsul, demiryoluyla doğrudan İzmir'e inmek suretiyle aracı toptancılar ve meslekler (hanlar, kervansaraylar, deve katarları, hayvan yemi tüccarları, vs) tasfiye edilmiştir. Çiftçinin ihtiyacı olan krediyi karşılamak için de İzmir'de bankalar açılmıştır. Çiftçi, mahsulün seneden seneye değişken verimine bağlı olarak sabit borçları erteleyen, yeniden yapılandıran toptancıyı kaybetmiştir. Bankalar verimsiz geçen yıllarda borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin topraklarını haczetmektedir. II. Abdülhamit devri iktisadi politikaları sonrası çiftçiler topraklarını kaybetmiştir.

Lütfi Bergen
(Yenisöz, 23.01.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.