TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

17 Ocak 2017 Salı

Tüm üretimler saklanmalı ve gelecek kuşaklara aktarılmalıdır


Tarihin yazımında resmi olanın dışında artık başka kaynakların da kullanılması durumu zihinleri akli olmaya zorlamaktadır. Çünkü tarih denilen mefhum ne geçmişle ne de gelecekle alakalıdır. Tarih, anın yahut başka bir deyişle bugünün tezahürüdür. Bugünün okunması demek de olan tarih, salt tek kaynakla açıklanamaz. Dolayısıyla resmi olanın dışındaki kaynakları da işin içine katmak gerekir. Tüm kurum ve kuruluşlar birbiriyle alakalıdır ve özellikle resmi olmayan kurum, kuruluş, işletme ve yapılanmaların fikri üretiminde biçimsel zorunluluklar bulunmamaktadır. Bu durum onlara özgünlük sağlar. Bu özgünlük durumu ise cereyan eden olay ve durumların izahında mikro düzeydeki unsurları içinde barındırmasından ötürü resmi olanın sınırları dışında bir görüş imkanı tanır. Bunun için, yasal düzenlemelerin, sadece resmi olanı değil, sıkı şekilde olmaksızın tasarlanmış kurallar manzumesi ile resmi olmayan kuruluşların ürettiği belge ve bilgilerin düzenlemesi ve saklanmasını da kapsaması gerekir.

Odalar, meslek kuruluşları gibi sivil bünyeler vasıtasıyla saklanmasına gerek duyulan belge ve bilgilerin tedarik edilerek düzenlenmesinin üzerinde durulmalıdır. Her bir varlığın milli kıymet olmasındaki gibi bilgi ve belgelerin de milli servet niteliğinde olduğu görülmeli ve ona göre hareket edilmelidir. Fiziki ya da dijital olup olmadığına bakılmaksızın tüm üretimler saklanmalı ve gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Bunu yapmak dünyada bir ön almaya neden olacaktır; bu da bir fark yaratacaktır.

Bilgi son tahlilde güçtür. Güç ise kuvvetini ona gösterilen önem ve verilen değerden alır.

Murat Çelik
(Serbestiyet, 12.01.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder