20 Şubat 2017

Arsalar ve çocukluk


Arsalarda büyüyen çocuklar anlar: Geriye dönüp baktığımızda, oyun çağımıza dair güzel hangi hatıra varsa, hep arsalarda geçmiş. 

Arsa dediğimiz bu biçimsiz, kazaen oluşmuş boşluklar yerine, şimdi artık tertipli, düşünülmüş oyun alanları var diyeceksiniz. Demeyin. Çünkü biz zaten tertipli ve rasyonel bir alandan yani evin ve okulun dünyasından, dağınık ama ilham veren, biçimsiz olduğu için müdahalemize açık, gözlerden kaçtığı için bize özgürlük bahşeden arsaların dünyasına kaçıyorduk. İnşaat işlerimizin bu kadar delirmediği dönemlerde, arsalar kolay kolay kimsenin ilgisini çekmezdi. Kırk yılın başında, arsanın sahibi gelir, ölçer biçer, birilerine arsayı gösterir, sonra da uzun süre görünmemek üzere birlikte giderlerdi. Biz sanki arsanın sahibi bizmişiz gibi hissederdik ama bazı kafa dengi arsa sahipleri de bize böyle hissettirirdi zaten. Bu yüzden arsa, asfalt yolların, gri okulların ve iki artı bir dairelerin dünyasından, yani büyüklerin ve devletin basık dünyasından çıkabildiğimiz, çıkıp da soluk alabildiğimiz bir ara dünyaydı. 

Arsalar adı konulmamış bir mukaveleyle çocuklara devredilmiş yerlerdi. Yetişkinler zaten gelmezdi, delikanlılar için de olsa olsa Köpeköldüren filan içmeye uygun bir yerdi ama bu da küçük şehirlerde müsamaha ile karşılanacak bir şey olmazdı. Bu sebeple, büyükler dünyası içinde, çocukların fethederek kendi düş ülkelerine dahil ettikleri somut toprak parçalarıydı onlar. Arsalar bu yüzden istisnai yerlerdi: Düş dünyasının fiziki dekorlarıydı.

Ahmet Murat

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.