2 Şubat 2017 Perşembe

Bizans saray yaşamının altın çağına dair kapsamlı bir çalışma


1950’de Dumbarton Oaks’ta Andreas Alföldi, Francis Dvornik, André Grabar, Ernst H. Kantorowicz, Hans P. L’Orange ve Paul A. Underwood’un da katılımıyla “İmparator ve Saray” konulu bir sempozyum düzenlendi. 44 yıl sonra, Nisan 1994’te aynı yerde, “829’dan 1204’e Bizans Saray Kültürü” adında farklı bir başlık altında düzenlenen bir başka Dumbarton Oaks Sempozyumu’nda, yeni bir akademisyen kuşağı tarafından bu konuya tekrar dönüldü. Aradaki yılların Bizans çalışmalarındaki artan uzmanlaşmayı yansıttığı 829 ve 1204 tarihleri, Bizans saray yaşamının altın çağını kapsadığı için seçilmiştir. Bu dönem, saray yapımının yeniden canlandırılması ve üzerinde ötücü kuşlarıyla efsanevi altın ağaç gibi otomatlarıyla bilinen, süsleme âşığı Theophilos’la başladı; IV. Haçlı Seferi ve Konstantinopolis’teki sarayın yıkılmasıyla sona erdi. Aynı kronolojik sınırlar sempozyumun bu yayını için de büyük ölçüde geçerlidir ve böylelikle sarayın zirvede olduğu dönem kayıt altına alınmış olmaktadır.

Bu kitabın konusu hem yeni, hem eskidir. Ortaçağ’dan itibaren Konstantinopolis’teki imparatorluk sarayları Bizans’ın dışarıdan görünüşü açısından çok önemli olmuştur. Ancak, bilimde ve literatürdeki ününe karşın Bizans sarayını bir fenomen olarak bütünlüğüyle analiz etmeye yönelik girişimler nispeten azdır. Güzel sanatlar ve törensel faaliyetler gibi, saray yaşamının farklı yönlerine ilişkin önemli çalışmalar yapılsa da bu veçheler geniş bir tablo içerisinde nadiren bütünleştirilmiştir. Bu kitapta bir araya getirilen araştırmalarla Bizans saray yaşamının birbiriyle bağlantılı bütün yönlerini sunan bütünsel bir kompozisyon sağlanması amaçlanmaktadır. Yazarlar imparatorluk saraylarını, bahçe ve parklarını, tören ve ayinlerini, giysileri ve imparatorluk sembollerini, sarayda muhafaza edilen rölikleri, saray ikonlarını, saray retoriğini, saraylıların entelektüel yaşamını, sarayın toplumsal yapısını, unvan sahiplerinin gelirleri de dahil olmak üzere unvanlar hiyerarşisini, saray sanatı ikonografisi ve ideolojisini tartışıyor. Aynı zamanda Bizans imparatorlarının saraylarıyla aynı dönemdeki Müslüman, Ermeni ve Normandiyalı hükümdarların sarayları arasındaki ilişkilere dikkat çekiliyor. Son olarak, yeryüzündeki imparatorluk sarayı ile cennetteki Yüce Saray arasındaki etkileşim, özellikle methiyeler ve sanattaki yansımaları ele alınıyor.

Burada, Bizans saray adabının zengin ve karmaşık mekanizmalarını açıklayarak daha ayrıntılı incelemelere gerek bırakmayan makaleleri özetlemeye çalışmadan, tartışmaların büyük bölümünde tekrarlanan önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Yazarlarının çoğunun işaret ettiği gibi, 11. yüzyılda sarayın rolünde ve niteliğinde temel bir değişim gerçekleşti. Bu değişim saray yaşamını her düzeyde ve her yönde etkiledi. Bunun temelinde sarayın toplumsal yapısı vardı. Makedonyalılar döneminde imparator üst yöneticilerini kökenlerine fazla dikkat etmeden seçerdi, ancak Komnenos ailesinden gelen imparatorların yönetiminde seçkin görevler kalıtsal olarak devam eden aristokrasiye ya da en yüksek konumlar söz konusu olduğunda, imparatorun kendi akrabalarına verildi. Sonuç olarak 10. ve 11. yüzyıllarda, ele aldığımız dönemin sonraki bölümlerine göre daha dikey bir sosyal hareketlilik vardı. Ancak terfileri ve ücretleri imparatora ait olan Makedonyalılar dönemi saraylıları imparatora daha bağımlıyken, 12. yüzyılda saray değerleri değişti. Komnenoslar yönetiminde saray mensubu bireyler hükümdarla ilgili rolleri konusunda daha bireysel ve bağımsız bir yaklaşım edindiler ve entelektüellerin edebi yapıtlarında bile fark edilebilen bir değişim oldu. Üstelik Törenler Kitabı (De Ceremoniis) gibi 10. yüzyıl kaynaklarının ortaya çıkardığı saraylı kadınlara yönelik resmi ayrımcılığın 12. yüzyılda bir ölçüde terk edilmiş olduğu da anlaşılmaktadır.

Bizans sarayı içindeki bu değişim sanatta ve mimaride de yansımasını buldu. Değişim en belirgin olarak sarayın, Büyük Saray köşklerinden, bahçelerinden ve teraslarından, kent surlarındaki Blakhernai’nin, Philopation’un av alanlarına bakan ve şatoyu andıran ortamına taşınmasıyla simgelenmiştir. Küçük nesneler dünyasında, 10. ve 11. yüzyılların özelliklerinden olan ve sıkı düzenlemeye tabi saraylar arası hediye değiştokuşunun yerini 12. yüzyılda daha geniş aristokrat ve tüccar müşteriye yönelik, benzer ancak daha ticari biçimde üretilen parçaların daha geniş ve merkeze daha az bağlı olan dağıtımı aldı. Sarayın toplumsal düzeni, zihniyeti ve maddi kültüründeki bu değişimler, Bizans uygarlığının diğer birçok cephesinde olduğu gibi, saray yaşamını usulleriyle yansıtan süreklilik ve değişmezlik imgesinin gerçekte yalnızca görünüşte olduğunu gösterir. Tören, retorik ve sanatın altın peçesinin ardında sürekli değişim ve yenilenme vardı.

Sonuç olarak, sempozyuma katılan konuşmacılara ve bildirileriyle bu kitaba katkıda bulunanlara teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca bu kitabın yayına hazırlanması sürecinde çeşitli biçimlerde yardımları dokunan Hedy Schiller ve Allison Sobke’ye ve kitabın basımını gerçekleştiren Dumbarton Oaks’taki Yayın Bürosu çalışanlarına şükran borçluyum.

Henry Maguire
Illinois Üniversitesi, Urbana-Champaign

Çevirmen: Müfit Günay
Yapı Kredi Yayınları, 428 Sayfa, 32 TL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.