TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

14 Şubat 2017 Salı

İnsan hakları deyince ne anlayacağız?


Dünyada otuz milyon insan iradeleri dışında çalışmaya zorlanıyor. İnsan hakları anlaşmalarının genel olarak insanlığın iyiliğini artırdığına dair çok az veri var.

İnsan hakları dediğimizde politik hakları mı anlayacağız (oy verme hakkı, özgür konuşma ve keyfi olarak gözaltına alınmama hakkı) yoksa sosyal ekonomik hakları mı (çalışma, sağlık, eğitim hakkı)? Batılı yardım kuruluşları çoğu zaman 19. yy emperyalistlerinin daha yumuşak bir biçimi olarak uygarlaştırma misyonu güdüyorlar. Batının politik ve ekonomik sistemini Doğu’ya ihraç etmenin orayı medenileştireceğini düşünüyorlar. Dünyada iki milyar insan sıhhi şartlara sahip değil, bir milyar insan temiz suya erişemiyor, 10 milyon çocuk her yıl önlenebilir hastalıklardan ölüyor. İnsan hakları kavramı kültürel egemenliğin bir sopası olarak kullanılıyor olabilir mi? Batılı birey anlayışına yaslanan, bireyi kutsayan bir Batılı kavramlaştırma nereye kadar evrensel olabilir? Sözgelimi Asyalı daha muhafazakâr, kültürel değerlere yaslanan daha otoriter bir haklar standardı da cari kabul edilebilir mi? Gelişme mi hakları öncelemeli, yoksa haklar mı önce gelmeli? Bunlar verimli tartışma konuları. Nitekim bütün bu konular etrafında dünyada nitelikli bir entelektüel tartışma yürüyor.

İnsan hakları, kimse ayrı ve istisna tutulmaksızın, her insanın temel haysiyeti üzerine temellenebilir ve kültürel farkları dikkate alabilir. İnsanlığın bugüne dek karşı karşıya kaldığı adaletsizliklere ortak bir tepki olarak tanımlanabilir insan hakları, mutlaka sabit bir kültürel veya felsefi kaynaktan beslenmesi gerekmez. Kültürel hassasiyeti dikkate alan, insanların maruz kaldıkları adaletsizliklerin kolektif tarihleri üzerine kurulu bir insan hakları mefhumu geliştirilebilir. Sivil toplumun hazırlığında ön aldığı ve toplumdan uluslararası hukuk sahasına taşınan bir manzumeler bütünü olabilir. Dünyanın başka renk ve seslerini de içine alan, yerel duyarlıkları es geçmeyen bir insan hakları düşüncesi ümit edilir ki adaletsizliklere karşı daha güçlü bir duvar örer. Ufukta görünmüyor mu? Biz hayal etmekle başlayalım, zira hayal devrimcidir.

Gün ışımaya durduğunda, bilgeliğin kuşu kanatlarını çırpar.

Kemal Sayar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder