14 Şubat 2017 Salı

Şu dünyada insan olmaktan başka bir vazifemiz yok


Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir buyuran ilahi ölçü, dikkatimizi bir insanda düğümlenmiş, bir insanda birikmiş, bir insan ölçeğinde damıtılmış insanlık anlamına çekiyor: İnsan, kolayına insan olmuyor yani. Bir insanı imha etmek, yıllar yıllar içinde, o sonsuzcasına çeşitlenip çiçeklenmiş olan anlar boyunca, insanın eriştiği o bütün bir dünyevi ve ruhsal deneyimi imha etmek anlamına geliyor. Bir insanın ilahi fiillere ve şuunata mazhariyetini yok etmek, bir insan tezgahında Allah’ın dokuduğu ve görünür kıldığı manayı yıkmak anlamına geliyor.

İnsanın topraktan binasını yıkmak yanında, kalbini yıkmak da bir cinayetten farksız. Çünkü aslında insanın insan sayılması için gereken anlam, iç dünyasında yaşanmış hayatın bir muhassalası. İnsan olmanın anlamı, içte kurulan iklimin şartlarında yaşanmış bir hayatla açığa çıkıyor. İnsan içine çıkmaya mecali olmayan ve bir yatağa mahkum olan bir kötürüm mesela, bir dış hayata sahip olmamakla birlikte, bu iç hayatı sebebiyle insan oluyor. Kalp yıkılınca, insan oluşun vasatı yıkılmış oluyor.

Ama insanın kıymetini takdir edebilmek için de kişinin önce kendisindeki insanlık cevherini takdir edebilmesi gerekir. Yani insanın kendisine bir insan olarak biçtiği değer, başka insan teklerine yönelik alakasını ve hürmetini de belirler. Başkasındaki anlamı değerli bulabilmesi için öncelikle bu anlamın kendisindeki yankısını bulabilmiş ve onu tanıyabilmiş olmalı. Yani, “Asaf’ın mikdarını (değerini) bilmez Süleyman olmayan/ Bilmez insan kadrini alemde insan olmayan.” (Ziya Paşa)

Şu dünyada insan olmaktan başka bir vazifemiz yok. İnsan olabildikçe, insan olmanın ne olduğuna dair de güçlü bir şuur kazanacağız. Bu şuur başka insanlara bakışımızda önümüzü aydınlatacak. Başka insana duyduğumuz hürmet, bizim hürmete layık oluşumuzda temellenecek. Hürmet görebilmek için değil, hürmet görmesek bile cevherimizin hürmete layık olması bakımından hürmet gösteriyor olacağız. Hürmet göstermenin, karşımızdakini yücelten bir şey olmak yerine, bizi yüce kılan, bizim insan olmaya dair şuurumuzu keskinleştiren bir şey olduğunu anlayacağız.

Hürmetten kazançlı çıkanın hürmet gösterilen taraf olduğunu sanıyorsak çok yanılıyoruz. Asıl kazançlı olan, hürmet göstererek, kendisindeki insan olma anlamını billurlaştıran, insan olmanın niteliğine dair bir aydınlanmanın peşinde olan taraftır.

Ahmet Murat

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.