20 Şubat 2017

Zihinsel karmaşa içinde hayatlarımızı sürdürüyoruz

Hayati gerçeklerle, hayati sorunlarla, tarihsel sorunlarla-gerçeklerle hesaplaşmaya, yüzleşmeye güç yetiremeyen toplumlar/kültürler, yanılsamalarla, yanlışlarla, yanlış bilinçle, yalanlarla birlikte yaşamaya mahkum oluyor. Yanılsamalarla, yanlış bilinçle, yanlışlıklarla kirlenen, kirletilen, güçsüzleştirilen, içi boşaltılan zihin ve ruh dünyamız, bilincimizin sömürgeleştirilmiş olmasını hayati bir sorun olarak görmüyor. Bir yanda gerçekliğin dayanılamaz, tahammül edilemez, kabul edilemez baskısı, bir diğer yanda sınırsız duygusallıklar, romantizmler ve yanılsamalarla, zihinsel karmaşa içinde hayatlarımızı sürdürüyoruz. Irkçı bir kültür ve uygarlığın oluşturduğu jeopolitik gerçekliğin farkında olamamak gibi algısal zaaflarımız var. Bilincimiz sömürgeleştirildiği için, düşünsel/kültürel/felsefi özgünlükleri bütünüyle yok eden taklit, kopya ve öykünme süreçlerini sürdürüyoruz. Modern ya da geleneksel konformizmin sınırları içerisinde kalarak, bu sınırlara tabi olarak ve itaat ederek, bu itaati içselleştirerek kendimizi konumlandırdığımız için, bağımsız, özgür/özgün bir düşünce, kişilik, kimlik sahibi olmayı, bağımsız/özgür bir içerik üretmeyi, üretmek gerektiğini hiç umursamıyoruz.

Düşünce, kültür, ilahiyat hayatımız/dünyamız, İslami bağlamda bütün tartışmaları, sömürgeleştirilmiş bilincin ufku/imkanları içerisinde sürdürüyor. Sömürgeleştirilmiş bilinç, bağımsız İslami ufku, modeli, dünya görüşünü, bireysel dindarlığa indirgeyince, Müslüman/İslamcı düşünce insanları, kültür insanları, bilim insanları için devlet mantığına, piyasa mantığına, etno popülizmlere, mezhepçi popülizmlere iltica etmekten başka bir yol kalmıyor. Devlet de, akılla, fikirle siyaset yapmak yerine, romantizmlerle, duygularla, duygusallıklarla siyaset yapıyor.

İslami inançları, düşünceyi, kültürü ve medeniyeti ontolojik bütünlük ve bağımsızlık içinde temsil edemeyen; hayati/temel/varoluşsal sorunları dışarıda bırakarak dini, bilimi, siyaseti korkunç önyargılarla malûl beyaz Avrupalı bakış açılarına mahkûm olarak, modern-seküler-sömürgeci modeli tek gerçeklik sayarak tanımlamaya ya da bu doğrultuda tecrübe etmeye çalışan; kabile, hizip, mezhep sınırlarını aşarak bütün insanların zihinlerine giremeyen; sürekli olarak koşulların basıncına maruz kalarak genel geçer algılara, yaklaşım ve yorumlara kendini hapseden bir bakış açısı ile İslami bir hayat tarzı gerçekleştirilemez.

Atasoy Müftüoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.