16 Mart 2017

Bir şehir düşüncesi geliştirmek


Mevcut şehir düşüncesi üzerine yapılan yayınlarda üç farklı boyut öne çıkıyor. Bir kısmı doğrudan batılı tecrübeyi olduğu gibi monte eden tercümeye dayalı düşünüş biçimi ki belli açılımlar sağlasa da bunun özgün bir yanı yoktur. İkinci tür muhafazakâr yaklaşımla yapılan yayınlar, daha çok geçmişe özlemi yansıtır. Bunlar, özellikle elimizden yitip giden tarihi eserler, kültürel varlıklar, gelenek ve şehir mirasına dair nostaljik hatırlayışlardan öteye geçmeyen çalışmalardır. Daha çok temsil ettiği mana ve ruhu ihmal eden Boğaziçi, İstanbul övgüsüyle malûldür. Özellikle turistik boyutu öne çıkan belli başlı mekânları ideal şehir modeli olarak sunan, bunun üzerinden bir medeniyet söylemi üretmeye çalışan, yaşadığımız hayatla temas etmeyen yazılardır... Şehir her şeyden önce tarihsel birikim ve süreklilik ve mekan-insan tasavvurunu gerektirir. Bu tür yayınlar geçmiş öykünmeciliğine mahkum olmakla anakronizmden kurtulamazlar. 

Öte yandan yeni yeni kendini göstermeye başlayan hayata dokunan, şehir düşüncesini tarihsel arka planıyla birlikte kavrama ve teorik çerçeve oluşturma çabalarını takip etmek gerekiyor. Modernleşme ve küreselleşme ile birlikte geleneksel şehirlerin ve ona bağlı toplumsal ilişkilerin hızla çözüldüğü bir zaman diliminde geçmişin romantizmine takılıp kalmak gerçeklerden kaçmak anlamına gelir. Batıcı elit ideolojisinden sonra muhafazakar kesimin elinde altüst olan şehirlerdeki sorunları ve sorumluları görmeden, modernleşmenin yıkıcı etkileriyle yüzleşmeden, toplumsal ve kültürel altüst oluşları yok sayarak elbette bir şehir düşüncesi geliştirilemez. 

Akif Emre

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.