27 Mart 2017

Çamaşırcı sanki bizim Abdülhamit; kayıkçı sanki


Şimdi dizilerden öğrenmeye çalışıyoruz tarihi. Yeni bir dizide 2. Abdülhamit, İngiliz elçisini tokatlıyor. Doğruluk payı var mı?
- Başlar şimdi öyle şeyler. İngiliz’i döver. Onu yapar, bunu yapar. Necip Fazıl’ın bir Abdülhamit’i vardı mesela. Theodor Herzl’e bir bağırıyor ki! Yok bu. Çamaşırcı sanki bizim Abdülhamit; kayıkçı sanki. Realiteyle bir ilişkisi yok. Tarihçi, oyuncu, edebiyatçı istediğini yapabilir diye bir kaide yok. Saçma sapan karakter çizemezsin. Kimsenin de hakkı yok.

Madem Türklerin tarihe damga vurduğu çağlardan bahsediyoruz; bu çağlarla ilgili dizilere ne dersiniz?
- Onların da senaryoları zayıf. Bizde sinemacılarda tarih bilinci pek yok. Dışarıdaki sinemacılara bir bakın. Mesela İtalyanlara. Pasolini’si, Rosselini’si... Adamlardaki tarih bilgisi ve yorumu muazzamdır. Ben mesela Viyana’dayken Pasolini’nin ‘Decameron’unu seyretmiştim. Bizde göstermemişlerdi. Çok etkilenmiştim. Bir tarih yorumu var. İtalyanlar da hep bulunur bu.

Visconti’nin ‘Leopar’ı var mesela.
- İşte onu Ankara’da görmüştüm. Ama ne gördüm ki acaba? Kes Allah kes, bir şey bırakmamışlar. Bu defa ‘Decameron’ gibi ayıp bulunduğundan değil, sıkılmış filmden belli ki kesen adam. Alain Delon’a, Claudia Cardinale’ye, o muazzam Burt Lancaster’ın sahnelerine dikkat etmişler ama geride bir şey bırakmamışlar. Herif sahnede salya sümük ağlıyor ama neden? Belli değil. Oturdum ‘Leopar’ı tekrar seyrettim yıllar sonra; bambaşka bir filmmiş. Zaten bunları üç-dört defa seyretmek gerekir. Andrzej Wajda’nın ‘Vaat Edilmiş Topraklar’ı mesela. Beş defa seyredersin. Çünkü tarih biliyor ve meraklı bir adam Wajda. Sosyalist Polonya’da yaşarken, çöken aristokrasiyi de merak etmiş. Mesele tarihse, her şey birbirine bağlıdır. Sinema da dahildir buna. Bizde bu adamlardaki donanım yok maalesef.

Hocam ama ‘Muhteşem Yüzyıl’ çok başarılı bulunmuştu.
- Çünkü bizde farklı bir şey var: Müzik, kumaş, giyim... Topkapı da iyi kullanıldı. Millet bekliyormuş meğer. O kadar gerçek olmayan bir Türk imajı vardı ki önceden; bu film bu yüzden tuttu dışarıda.

Oyunculukların hakkını da teslim edersiniz herhalde.
- Evet, oyunculuk müthişti. Cumhuriyet’in tiyatro eğitimi tesirini göstermiş. Ben Topkapı’dayken ziyarete geldiklerinde avluya bir baktım, eski badi badi koşuşan figüranlar kalmamış. Yeniçeri gibi yeniçeriler gelmiş. Aktörlük biliyorlar, spor biliyorlar. Hiç unutmam “Destur! Hünkâr!” diye bir bağırdı yeniçeriler. Salı günüydü; boş saray sanki canlandı birden; orada yaşayanların ruhları ayaklandı. Böyle bir kadro işi götürüyor tabii. Ama senaryo götürmüyor.

İlber Ortaylı
(Hürriyet, 25.03.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.