20 Mart 2017

Düşülebilecek en önemli tuzak toptancılıktır


Hollanda, Almanya, Fransa gibi önemli Batı Avrupa ülkelerinin Türkiye konusunda tırmandırılan krizde takındıkları dayanışmacı tavır karşısında düşülebilecek en önemli tuzak toptancılıktır. Yani, toptan tüm Batıyı karşımıza alan, daha doğrusu Avrupalıları bize karşı birleştirici bir dilden kaçılması gerekir. Avrupa fikrini oluşturan tarihsel süreç ve değerlerle Avrupalılar arasındaki nüansları, stratejik hesaplaşmaları gözetmeden yapılan, tek tek doğru olsa bile tümünü Müslümanlara, bize karşı birleştiren dil ve tutumdan kaçınmamak en büyük hatalardan biridir.

Batı ve özelde Avrupa'yı iki temel eksende değerlendirmek gerekir. Temelde Batı uygarlığı ve onun değerleri karşısında bizim nerede durduğumuzu yerli yerine oturtan medeniyet perspektifli bakış; ikincisi ise, daha çok stratejik, politik rekabete, hesaplaşmalara dayalı yaklaşımlar.

Hollanda'nın çok açık biçimde yaptığı ırkçı kışkırtmanın “Avrupa'nın kendi değerlerine ihanet” olarak eleştiren söylem üzerinde durmakta yarar var. Avrupa uygarlığına ve değerlerine dair hiçbir çekince koymadan, varsayılan bu değerlerle çeliştiği için eleştirmek ciddi bir çelişkiye götürür. Tıpkı Avrupa Birliği'ne girmeyi bir medeniyet projesi sayan resmi söylemin içerdiği açmazda olduğu gibi... Evet, Avrupa ve Avrupa Birliği kendi iç çelişkilerinden, çatışmalarla dolu geçmişinden, vahşi kapitalizm ve sömürgecilik sonrası düzen arayışlarından, bunlara karşı toplumsal hareketlerden ders çıkartarak kendileri için belli kriterleri oluşturdular. Ancak bu standartların felsefi gerekçeleri ve kültürel, tarihsel arka planı ile İslam'ın teklif ettiği değerler bütününe muhteva olarak karşılık geldiği söylenemez. Bu temel çelişki ile hesaplaşmadan Avrupa'nın kendine ihanet ettiği söylemi medeniyet bağlamında baştan kaybedilmiş özür dilemeci bir savunmadır.

Batı uygarlığını, küreselleşen ve dünyayı tek tipleştiren değerlerin anayurdu olarak Avrupa ve Avrupa fikri ile felsefi, dini, entelektüel düzeyde hesaplaşamayan söylemler, Avrupa'yı temel olarak referans alan mahcup eleştirilerden öteye gidemez. Ve bu dille yapılan eleştiriler Batı ve Avrupa'yı haklı çıkartan bir sonuca götürür.

Avrupalılar arasında tarihsel olarak hep var olan ve bugün de her ne kadar üstü örtülmüş gibi görünen ama kriz dönemlerinde ortaya çıkan etnik, mezhepsel ve stratejik farklılaşmayı doğru okumak zorundayız. Gittikçe daha öne çıkan ötekileştirici politikaları eleştirebilmek, her şeyden önce bu zihniyetin beslediği tarihsel kökleri ve düşünsel temellerini doğru okumakla mümkün olur. Bunu yapamadığınız takdirde, kendi iç çelişkilerini yok sayan toptancı söylemler hepsinin ötekine karşı birleşmelerini sağlar.

Akif Emre

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.