2 Mart 2017

İstanbul’daki üç yüzden fazla şeyh ve ailesinin hiç kayıt bırakmamış olması ilginç değil mi?


Geçenlerde, 1925 tarihli ve 677 numaralı, tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla ilgili kanunun ardından, Osmanlı’nın son şeyhleri, dervişleri, zakirbaşıları ve onların aileleri neler yapmışlar, bu süreci nasıl anlamışlar ve anlatmışlar, ölünceye kadar hangi faaliyetlerle meşgul olmuşlar meselesi üzerine tekrar eğilmem gerektiğinde, kahramanlarımızın geride hemen hiç iz bırakmadan, adeta yutkunarak, dışarı sızdırmayarak, o devreyi yaşayıp bitirdiklerini bir kez daha gördüm. İstanbul’daki üç yüzden fazla şeyh ve ailesinin, hayatlarını alt üst eden bu yenilik karşısında, geride hiç kayıt bırakmamış olması ilginç değil mi? Bir iki istisna dışında, günlük tutmamışlar, hatıra yazmamışlar, defterler doldurmamışlar. Herhangi birinin terekesinden, o zorlu günlerin tutanakları sayılabilecek evraka da rastlamıyoruz. Varsa -hafızanın müsaadesi ve zihnin kabiliyeti ne oranda izin veriyorsa- şifahi bilgiler aktarılabilmiş. Bunlar da pek çok tenakuz ve boşluklarla dolu.

Bu suskunluk, evvela kahramanlarımızın üzerlerinde hissettikleri baskı ve tazyikle açıklanabilir. Yazdıklarının, tekinsiz mecralara ulaşması, şikayetlerinin aleyhlerine kanıtlara dönüşüvermesi işten bile değildi. Ama sadece bu kadar değil. Aynı zamanda, onların bir milli itiyada bağlı kalarak, duygularını ve kendilerini anlatmaktaki gönülsüzlüklerini de dikkate almalıyız.

Bense, Osmanlının son şeyhlerinin ve onların aile mensuplarının yazmamış, yazmayarak yaşadıklarını bugünlere taşımamış olmaları sebebiyle, yakın tarihin bu önemli devresine dair birinci ağızdan şahitliklerden mahrum kalışımıza kederlenmekle, onların yazmamış olmalarındaki istiğna tavrını ve bize özgü bir hususiyete bağlı kalmalarını takdir etme arasında gidip geliyorum.

Ahmet Murat

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.