20 Mart 2017

Kültürel muhafazakârlıklar, düşünsel, felsefi hareketsizliğe, içe kapanmaya neden oldu


Kültürel muhafazakârlığın belirleyiciliği sebebiyle, bugün İslam dünyası toplumları pek çok hayati sorunla karşı karşıya bulunduğu halde, bu sorunlarla yüzleşemiyor. Tasavvufi ilgiler, yoğunluklar, toplumlarımızda zihni etkinliğin sonunu hazırlarken, kültürel muhafazakârlıklar da, düşünsel, felsefi hareketsizliğe, içe kapanmaya neden oldu. Modern zamanlarda, kültürel değişimin, sürekliliğin, üretkenliğin durdurulması, milliyetçiliklerin yükselişi, İslami bütünlüğün bozulmasına, dağılmasına neden olduğu kadar, toplumlarımızı modernliğin saldırıları karşısında da büyük ölçüde savunmasız bıraktı. Bugün, kronik hale gelen bu zaaflar halen sürdürülüyor. Bunun içindir ki, sömürgeci sistemle kültürel bir hesaplaşma bile gerçekleştirilemiyor. Sözünü ettiğimiz zaaflarımız sebebiyle kendimizi İslami anlamda ifade edebileceğimiz bağımsız bir dile bile sahip değiliz.

İçerisine kapandığımız, kapatıldığımız kültürel muhafazakârlık sebebiyle, Avrupa tarihini, kültürünü, uygarlığını, aklını, bütün tarihlerin, kültürlerin, uygarlıkların ve akılların öznesi saymak gibi derin bir patolojiye katlanıyoruz. Batının her konuda ayrıcalıklı ve üstün bir konuma yerleştirilmesinin ahlaki ve felsefi hiç bir dayanağı, gerekçesi ve açıklaması yoktur. İnsanlığın büyük öyküsü dikkate alındığında, Avrupa'nın hiç bir ayrıcalığı bulunmadığı görülecektir. Modern ya da geleneksel patolojilerden bağımsızlaşabilmek için, ahlaki ve zihinsel ilkelilik-yetkinlik temelinde, bağımsız İslami zihinsel alanlar açmak üzere eleştirel sorgulamalar yapabilmeliyiz.

Ahlaki ve zihinsel bir mücadele, ekonomik ve politik değerler (para/iktidar/şöhret/makam/mevki vb) yoluyla değil, ahlaki ve zihinsel bağımsızlık, üretkenlik ve özgünlük gibi değerlerle sürdürülebilir.

Modern-seküler zamanlar, Batı dışı toplumları, kültürleri ve felsefeleri dikkate almayan çok kibirli ve küstah bir dil oluşturdu. İslam dünyası toplumları, kendi toplumlarımızı anlamak, kendi kültürlerimizi tanımlamak için bile bu küstah dilin oluşturduğu düşünsel-felsefi-kültürel çerçeveleri ithal etmeye devam ediyor. Bu durum, anlaşılması mümkün olmayan çok büyük bir çelişkiyle karşı karşıya bulunduğumuzu gösterir. Avrupalı bilgiyi ve aklı evrensel bilgi ve akıl olarak tebcil eden bir toplumun ve kültürün, kendi aklına ve bilgisine güven duymayacağı, tebcil edilen bilgi ve akıl karşısında bir aşağılık duygusu yaşayacağı çok açıktır.

Atasoy Müftüoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.