13 Mart 2017

Kızıl sultana karşı çıkarken yeşil sultan icat etmeye gerek yok

Payitaht, TRT1'de yayınlanan ve II. Abdülhamid dönemini anlatan bir dizi.
Abdülhamid'i kızıl sultan ilan edenlerin aksine savunanlarca onu bir veli padişah mertebesine yükselterek ismi etrafında adeta kutsiyet halesi oluşturuldu. Bir mit olarak Abdülhamid olgusu ile karşı karşıyayız. Bugünlerde adeta geçmiş dönemin ideolojik karartmasının rövanşını almak ister biçimde abartılı bir Abdülhamid portresi çiziliyor. Bu portre popüler kültür nesnesi olarak geri dönüyor.

Tarihle barışmak için, tarihi kutsamak gerekmez. Tarih bilinci, zaferler kadar yenilgileri, acılar kadar sevinçleriyle tarihle yüzleşebilmek, sahip çıkmakla oluşur.

Abdülhamid'in siyasi kişiliği, tarihin en kırılgan döneminde bir imparatorluğu otuz üç yıl yönetmesi, ve özellikle izlediği İttihad-ı İslam politikası ile farklı bir yere oturtulur. Sadece yakın tarihin değil, hiç kuşkusuz Osmanlı tarihinin de en önemli padişahlarından biridir. Döneminin de dünya siyasetinin en önemli aktörlerinden bir kişiliktir.

Sonuçta, Abdülhamid'in tahtan el çektirilmesi fiili olarak Osmanlı hilafetinin, hatta Osmanlının bitişi olduğu daha sonra anlaşılacaktır. Abdülhamid'le siyasi hesaplaşmaya giren kadrolar büyük ölçüde Cumhuriyet elitlerini oluşturacak; aynı dünya görüşünü paylaşacaklardır. Abdülhamid ve siyasetinin aşağılanması, İttihat ve Terakki dönemi dahil batıcı yönelimlerin meşrutiyeti için kullanılacak en önemli araçtı.

Buna zıt olarak Abdülhamid'i bir padişah, bir siyasetçi kimliği ile olanca rasyonelliği içinde değerlendirme imkanı da kalmamıştı muhafazakarlar için. Yaşanan travma, onun şahsı üzerinden bir dünya görüşü ile bir dönemle hesaplaşmaydı.

Ancak burada çizgiyi aşan hususu, Abdülhamid'i kan dökücü kızıl sultan olarak yaftalayanlara tepki olarak geliştirilen kimi özellikleri bağlamında adeta kutsiyet atfedilmesidir.

Özel hayatına, zevklerine, dünya görüşüne bakıldığında batılılaşmanın tüm etkilerinin yaşandığı bir saltanat ailesinde büyümüş saray çevresinin zevklerini, yaşantısını benimsemiş biridir. Elbette mümin biridir. Ancak o her şeyden önce bir siyasetçidir. Batı müziğinden, operadan hoşlanan, elbiselerini bile Avrupa'dan getirten bir padişahtır. Sanılanın aksine ve o dönem bunlar yadırganmayan pratiklerdir... Sonuçta modern bir muhafazakardır.

İdeolojik karalamaya karşı çıkmalı, Abdülhamid'in hangi nedenle olursa olsun uyguladığı İttihad-ı İslam düşüncesi ve siyaseti bugünlere aktarılmalı. Ancak ona kutsiyet atfedecek abartılı yaklaşımlar da onu ve dönemini, Osmanlı hanedanının anlaşılması önünde engeldir.

Kızıl sultana karşı çıkarken yeşil sultan icat etmeye gerek yok.

Akif Emre

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.