2 Mart 2017

Saltukname'yi belge niteliğinde değerlendirilmek yanlış


Son zamanlarda Saltukname tekrar gündemde. Hatta Bosnaca, Sırpça, Hırvatça tercümesi. Sarı Saltuk’un akıncılar öncesi gönül fethine giden bir seyyah derviş olduğunu biliyorduk. Hatta Balkanlarda birkaç yerde makamı bulunur. Diğer taraftan, yine de mitos üzerinde kurulmuş, Sarı Saltuk’un yaşadığı dönemden en azından iki yüz yıl aralıkla yazıya geçirilmiş Saltukname onu kahraman, hatta bazen acımasız, kabadayı, dinini kabul etmek istemeyeni tak diye kılıçtan geçiren biri olarak gösteriyor. Yavaş be oğlum! Sultan Mehmed Fatih İstanbul’u fethettiğinde yerli Rumları koruma altına almadı mı? Bunu gösteren belgeler yok mu? Sultan Mehmed Fatih Bosna’yı fethettiğinde Fansiskiyen rahiplere verdiği fermanda dini özgürlüklerini tanımadı mı? Onları da koruma altına almadı mı? Belge ortada, bir el yazma nüshası Foynica’daki Manastır’da korunmuyor mu?

Saltukname bir halk edebiyatı unsuru olarak ortaya çıkmış, halk hikâyeciliği, destanımsı özellikleri gün gibi ortada. Şimdi bir gönül fethine giden derviş Hıristiyan önderleri bir araya getirip İslamiyet’i telkin ettiğinde kabul etmeyen herkesi kılıçtan geçirir mi? Bunu yaptı ise, ne Peygamberimizin, ne önceki peygamberlerin ümmetinden olanın, ne de O’nu izleyen kimsenin örneğine göre yapabilmiş. Saltukname’de Server destanımsı bir kahraman, halk arasında milli gururu, savaşçı ruhu güçlendirmek, seferlere giden sıradan askere moral vermek için şekillendirilmiş bir kahraman. Evet, bazı gerçek yer isimleri, mekân tasvirleri metnin içinden geçiyor. Bazı gerçek olayların da bir şekilde destana girmiş olması mümkün, kabul edilebilir. Fakat bu metni tam olarak belge niteliğinde değerlendirilmek yanlış. Mesela, aklıselim kullanırsak, orada bu baş kesmeler ve bunun gibi zulümler söz konusu olunca, hele de bir miktarı 500 yıllık Osmanlı hâkimiyeti altında devam etmiş olsaydı, 1992-96 arasında Boşnaklar üzerine katliam yapacak kimse olmazdı. Kosova’da da Arnavutlara karşı farklı farklı haksızlıklar yapacak kimse kalmazdı. Dolayısıyla, bunun gibi içeriklerle kimin ekmeğine yağ sürdüğümüzü de düşünmemiz lazım.

Amina Siljak-Jesenkovic

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.