TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

21 Mart 2017 Salı

Türkler, İslam âlemine rağmen İslam âlemini sırtında taşımak zorunda kalmış bir millettir


11 Eylül’den sonra Amerika’da başlayan ve sonrasında Avrupa’da da taraftar bulan İslamofobi her iki kıtada aynı şekilde anlaşılmıyor. Avrupa için bu kavram, tarihi Türk nefretinin bir yanına iliştirilmiş bir kavramdır ve içinden Türkleri çıkardığınızda, politik manzaraya uygun bir sözcük olmanın ötesine geçmez. Çünkü Avrupa’nın gözünde Türkiye dışındaki bütün İslam ülkeleri nihayetinde eski birer sömürgedir; onlara karşı psikolojik bir güveni vardır. Yeri geldiğinde, yeniden bir efendi-köle ilişkisine girmekten geri durmazlar. Oysa Türkiye, erken ortaçağdan bu yana Avrupa’nın kıta kimliğini inşa etmek için kullandığı, ortak düşman haline getirdiği bir ülke. Hatta bugün Avrupa Birliği halini almış büyük kıta organizasyonunun temelinde “ortak düşman Türk’e karşı birleşme duygusu” yatıyor desek, abartmış olmayız. İspanya’nın bir kıyısına hapsolmuş Endülüs macerasını saymazsak, 11. yüzyıldan bu yana haç-hilal savaşı bir Türk-Avrupa mücadelesi olarak süregeldi. Ve öyle görünüyor ki Batı, hâlihazırdaki koşullar yüzünden bir kez daha ortak düşmanını hatırlayarak kendine çekidüzen vermeye çalışıyor.

İyi de, açıkça haksız olmasına rağmen Avrupa ülkeleri Hollanda’nın yanında saf tutarken, İslam ülkeleri neden Türkiye’nin yanında güçlü bir şekilde saf tutmadılar? Güçsüz birkaç ülkeden çıkan birkaç cılız ses dışında ihvanlarımızdan, bizi yalnız bırakmadıklarını gösteren bir tavra şahit olmadık. Mesele İslam Konferansı Örgütü ve Arap Birliği hemen harekete geçip sert açıklamalarda bulunabilirdi. Nihayetinde Türkiye “ümmet”in bir parçası değil miydi! Biz bu sorunun da cevabını biliyoruz. Biliyoruz ki, Türkiye tarihsel krizlerde yapayalnızdır. Onun arkasını dayayabileceği komşuları yoktur. İran, bir zamanların Venedik ya da Kutsal Roma Germen’i ile iş tutan aynı İran’dır. Türkiye batıya her yöneldiğinde, başını geriye doğru dönüp Fars’ı kontrol etmek zorunda kalacaktır. Türkler, İslam âlemine rağmen İslam âlemini sırtında taşımak zorunda kalmış bir millettir. Bugün de mevkiini tarihi bir bilinçle koruyan Türkler dışında bir millet yoktur. Bu mevki aynı zamanda yalnızlık mevkiidir; orada Türk şuuru oturur. Türkiye ile Hollanda arasındaki kriz, kısa sürede yapayalnız Türkiye’nin bütün bir Avrupa ile hesaplaşmasına dönüştü. Ders çıkarmayacaklar biliyoruz ama batıcı aydınları da Cemil Meriç’in cümleleriyle selamlayalım: “Bütün Kur’an’ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalının gözünde Osmanlı’yız. Osmanlı, yani İslâm. Karanlık, tehlikeli bir düşman.

Ali Ayçil

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder